BEN KENDİMİN ÖLÜSÜYÜM

Elleriyle gece gündüz toplayan, temizleyen, inşa edenlere görülen reva. Faşizm kurumsallaşmış insan zihninde ve bu topraklarda baya bir yer edindiğini görüyoruz, duyuyoruz ve maruz kalıyoruz. Ne kadar perdeleseler de –tıpkı batı gibi- dudaklardan alenen düşmese de gözler okuya biliyor vücut dillerinden anlıya biliyoruz.

0

Ben Kendimin Ölüsüyüm

Mezar-i Şerif Afganistan’ın bir bölgesi, bu ismi özellikle seçtim çünkü mezar gibi bir ülkenin mezar gibi bir bölgesinden gencecik çocukların(16-22 yaş aralığında on binlercesi) zahmetli, işkenceli, tecavüzlü yolculuklarının dinlenme ve sabır eyleme noktası olan; rutubetli, bolca tahtakurusu, fareli ve kanalizasyon kokulu Kumkapı evlerinde bodrumlarında geçen ömürleri. Uzun mu uzun bir yolculuk! Açlık, uykusuzluk, hırpalanmışlık, faşistçe ve kibirli bakışlara maruz kalmak! Bu yolculuk uzun bir yolculuk ve hiç bitmeyeninden… İran’dan tutun Türkiye’ye kadar oradan Avrupa’nın şehirlerine gıdım gıdım sömürülen çocuklar. Hayat ucuz. İnşaatlarda, belediyelerin park bahçe işlerinde, yapılan yollarda, tünellerde, lokantaların restoranların bulaşıkhanelerinde, hafriyat ve molozların arasında geçen günlerin üç-beş kuruşluk karşılığı. Küçük bir odanın içinde üst üste yatan onlarca çocuk! Bu kentte gördüklerimiz bi,de görmediklerimiz var. Ege’nin sahillerinden iç kesimlerine kadar bahçelerde, zeytinliklerde, mısır tarlalarında, Anadolu’nun Müslüman ve muhafazakar tüccarların iş yerlerinde çalışan çocuklar. Üç-beş kuruşa akşama kadar çalıştırıp kirin, çöpün içinde yatırılan çocuklar. Bu kadar da değil gördükleri zulüm arada linç edilirler ‘kızlarımıza’ ‘karılarımıza’ baktılar, diyen milliyetçi-muhafazakar Anadolu insanı ve Ege’nin teyzeleri böyle böyle kendilerini savunup vicdanlarına suyu da dökmeyi ihmal etmiyorlar.

Elleriyle gece gündüz toplayan, temizleyen, inşa edenlere görülen reva. Faşizm kurumsallaşmış insan zihninde ve bu topraklarda baya bir yer edindiğini görüyoruz, duyuyoruz ve maruz kalıyoruz. Ne kadar perdeleseler de –tıpkı batı gibi- dudaklardan alenen düşmese de gözler okuya biliyor vücut dillerinden anlıya biliyoruz.

Devletlerin diğer adı faşizm değil mi? Balık baştan kokar, sözünün tam karşılığı budur. Tavandan tabana patır patır yağan kör ve bencil zihniyetin göçmen çocukların üzerindeki tezahürü, pratiği.

Demiştik bizim için şiir direniştir. Oradan bakıp savaşımızı veriyoruz, anlatmaya çalışıyoruz, ifade etmeye, gördüğümüzü aktarmaya. Her şiirin bir hikâyesi olmaya bilir, şair bunu yazarken bir öyküye dayandırarak yapmaya da bilir, fakat şiiri okuyan okuyucuda bir öykünün izleri oluşabilir, yol çıkılabilir ve yolun, öykünün sonuna da ulaşa bilir kendi düşünde, bilincinde ya da yaşadıklarında. Şairden şiir çıkmıştır, yazılan şiir herkesindir.

Selahattin Yolgiden şair ve çevirmen. Ayakları yere basan ve ömrü olan şiirleri bize armağan eden şairin bir şiirini sizinle paylaşmak istiyorum.

 

Ben Kendimin Ölüsüyüm

ben kendimin ölüsüyüm.                              cesedimi taşıyorum gittiğim her yere.                                                                            bilme.

bir kedinin uyumadan iki kere dönmesi gibi          kendi yörüngesinde, herkese iki kere soruyorum adını                          ya da nasıl anıldığını.

 

yakındır eve dönmesi çok geceler önce görülen rüyaların.              arın. yarın bir yağmur bulutuyla uzaklara gideceksin,   bakalım hazır mısın?

 

fırtına yaklaşıyor diyorlar,                                               diyorum tuhaf, nasıl görüyorsunuz ta oradan içimi.                                                  derim:

bej grapon kağıdı.                                                                          derim, “eskiden incir ağacıydım, sular geçerdi dallarımdan.”     ben bana kurban oldum.                                                                         bum!

 

Şiir hem biçim olarak hem de anlam katmanları olarak farklı bir yerde duruyor. Kendine has, anlam katmanları içinde anlam oluşturan bir şiir. Göçün çocuklara yazılan şiirdir, ben böyle okuyorum ve yorumluyorum. Şair bambaşka bir durumu, olayı da anlatmışta olabilir. Daha önce de belirtiğim gibi şiir deryadır, o deryada boğulsanız bile yüzün ve dalın içine, o sizi yukarıya taşıyacaktır.

Ben kendimin ölüsüyüm” göçmen çocukların her biri kendisinin ölüsünü sırtında taşıyor. Sınırları, dağları, vadileri, şose yolları, patikaları, dereyi tepeyi aşıyor, aştıkları sınırların dilini, zihniyetini bilmeden. Aşarken  ‘ifadesi’ alınmadan mahkûmiyeti biçilen çocuklar. Medeni insan-cık-lar tarafından Köle muamelesi gören ama emeğinden, umudundan istifade edilen çocuklar bunlar.

Egemen toplumların bireyi kendisinde gördüğü hak!!! Tıpkı batının kötü bir kopyası gibi ‘ ben her şeyin en iyisini bilirim’ kibir dolu bir söylem, kaynağı batıdır, batının kullarından topluma sindire sindire yedirdiği bir söylem ve bilinç. Selahattin Yolgiden’in şiirini göçmen çocuklara kendi dillerinde okumak isterdim. Şiir okundukça, paylaşıldıkça çoğalır ve bu şiiri çoğaltmalıyız.

Ben kendimin ölüsüyüm, şiirindeki şu dizeye ve imgenin gücüne, bıraktığı ize bakar mısınız?  “yarın bir yağmur bulutuyla uzaklara gideceksin…” evet göçmen çocukların annelerinin dudaklarından düşen gerçek ve kahredici bir feryat gibi duruyor. Belki daha iyi bir yaşama kulaç atacak olduklarına inanmaları ya da umut etmeleri yüreklerine az da olsa bir ferahlık veriyordur. Başka tesellisi var mı? Sınır boylarında medeni devletleri temsil eden barbarların işkencelerini bilseler, medeni şehirlerin işletmecilerini, işverenlerini, müteahhitlerini, çiftçilerinin çocuklarına yaptıklarını bilseler O çocukları gönderirler mi? Analar göndermez! Ve O anaların çocukları her şeyin yolunda gittiğini anlatıyor annelerine.

Bunu biliyorum çünkü içlerinde olmasam da komşuluk yapmışlığım var ve hala devam ediyorum komşuluğuma. Göçmen çocuklar emekçi çocuklardır, Afgan çocukların şahsında: Pakistanlı, Türkmenistanlı, Tacikistanlı, Özbekistanlı, Ermenistanlı, Iraklı, Kürdistanlı, Suriyeli, Gürcistanlı ve Afrika’nın kara derili çocuklarını sömürmekten vazgeçmeyeceksiniz, umarım bu vazgeçmeyişiniz sonunuz olur hanımefendiler ve beyefendiler.

 

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın