Cumartesi Anneleri 712. hafta: Devletten para pul değil, kemik istiyoruz

Cumartesi'nin sessiz çığlığı, bu hafta kayıplar ordusundan Nihat Aydoğan için adalet talebini dile getirdi.

0

GazeteTAMAM.com – 712. hafta oturumunda konuşan Halime Aydoğan, devletten para pul değil, yalnızca eşinin kemiklerini istediğini dile getirdi.

Cumartesi Anneleri 712. hafta oturumunda kayıp yakınları, 1994 yılında Mardin’deki evinin basılması sonucu dövülerek gözaltına alınan, sonrasında serbest bırakıldığı söylenen fakat kendisinden bir daha haber alınamayan Nihat Aydoğan’ın akıbetini sormak için bir araya geldi.

Cumartesi insanlarının adeta mezarlığı haline gelen Galatasaray Meydanı’ndaki eylem yasağı nedeniyle İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde polis ablukası altında gerçekleşen eylemde, kayıp yakınları gözaltında kaybedilen yakınlarının fotoğraflarının bulunduğu dövizler ve kırmızı karanfilleriyle bir kez daha kayıpları için adalet talebini yükseltti.

‘PARA PUL DEĞİL KEMİK İSTİYORUM, KEMİK!’

Gözaltında kaybedilen Nihat Aydoğan’ın eşi Halime Aydoğan İHD önünden seslendi. 24 senedir eşini aradığını anlatan Aydoğan, ölene kadar eşinin kemiklerini arayacağını kaydetti. Hakimleri, savcıları, hatta cumhurbaşkanını da göreve çağıran Aydoğan, “Biz onlardan çok şey istemiyoruz, sadece kemiklerimizi istiyoruz. Nereye koydularsa oradan çıkartıp kemiklerimi bana versinler. Bizi bu hale sokmayın artık, yeter.” dedi. Galatasaray’da kimseye karışmadan oturduklarını dile getiren Aydoğan, şöyle devam etti: “Kimse buraya boşuna gelmiyor. Kiminin eşi, kiminin oğlu-kızı, kiminin babası, herkesin bir kayıbı var burada. Yazık günah bu insanlara. Biz de bu ülkenin insanıyız. Biz başka bir yerden gelmedik, böyle ayrımcılık yapmasınlar. Evet, benim eşim kayıp. Arıyorum, aramaktan da vazgeçmiyorum. Devletten para pul istemiyorum; kemik istiyorum, kemik!”

Halime Aydoğan

EMİNE ERDOĞAN’A: ‘HİÇ OĞLUN İŞKENCEDEYKEN ACISINI HİSSETTİN Mİ?’

Özgür Gündem muhabiri Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe de söz aldı. 1993 yılında Korkmaz Tağma tarafından oğlunun kaçırıldığını ve ağır işkencelerden geçirildiğini, cansız bedeninin Hazar Gölü’nde bulunduğunu anlatan Tepe, oğlunun katillerinin yargılanmasını istedi. Benim oğlum gözaltına alındı ve kaybedildi, istiyorum ki başka insanlar da gözaltında kaybedilmesin. Çocuklarının mücadelesini sonuna kadar devam ettireceklerini belirten Tepe, şöyle devam etti: “Korkmaz Tağma hala yargılanmadı, istediği gibi rahatça dolaşıyor. Ondan hiçbir zaman hesap sorulmadı. Biz çocuklarımıza yapılanların hesabını sormak istiyoruz. Cumhurbaşkanına da Emine Erdoğan’a da sesleniyorum; o da bir anne, onun oğlu hiç kayboldu mu? Oğlu günlerce işkencedeyken o onu görmeden acısını hiç hissetti mi? Çocuklarımızın katillerini adalet önüne getirsinler artık. Biz yalnızca adalet istiyoruz.”

Zübeyde Tepe

712. haftada basın açıklamasını kayıp Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu.  Demokratik bir hukuk düzeninin insan hak ve özgürlüklerinin güvencesi ve varlık koşulu olduğunu hatırlatan Ocak, Türkiye’de demokratik, insan hak ve özgürlüklerine dayalı bir hukuk düzeni olmadığı için Cumartesi Anneleri’nin var olduğunu dile getirdi.

Maside Ocak

‘HER İNSAN, TÜM İNSANLIKTIR’

Siyasal iktidarın adalet talep eden kayıp yakınlarının sesini engellemesinin, insanlığa karşı suç niteliğindeki gözaltında kaybetme eyleminin resmi olarak inkâr edilmesi anlamına geldiğini vurgulayan Ocak, “Bu inkar insanlığın inkarıdır. Unutulmasın ki; her insan tüm insanlıktır. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere iktidarı, inkarı ve cezasızlığı sonlandıracak, adımları atmaya çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin, kayıplarımızın akıbetlerine ulaşmadan, onları kendi ellerimizle toprağa verip vedalaşmadan, kaybedenlerden adil bir yargı önünde hesap sormadan yani hak yerini bulmadan hiçbir güç meşru mücadelemizi durduramaz. Bizim mücadelemiz insanlık mücadelesidir susmayacağız, vazgeçmeyeceğiz.” şeklinde konuştu.

NE OLMUŞTU?

39 yaşındaki Nihat Aydoğan, 4 çocuk babasıydı. Midyat/ Doğançay Köyü’nde yaşıyordu.
Gönüllü Korucu olmayı istemeyen Doğançaylllar üzerinde yoğun bir baskı vardı. Bu baskı ortamında Nihat Aydoğan’ın evi de sık sık basılıyor, gözaltına alınan Aydoğan günlerce işkence görüyordu. 30 Kasım 1994 tarihinde saat 05.00 sularında, çok sayıda özel tim, asker ve korucu tarafından Aydoğan Ailesi’nin evine yine bir baskın düzenledi. Kapıyı kırarak içeri giren asker ve korucular Nihat Aydoğan’ı dipçikle döverek yatağından çıkarttı. Ellerini ve gözlerini bağlayıp kanlar içinde önce Midyat Jandarma Karakolu’na, daha sonra da Mardin Jandarma Merkez Komutanlığı’na götürdüler. Ardından Nihat Aydoğan’dan bir daha haber alınamadı.

Resmi makamlar Nihat Aydoğan’ın gözaltına alındıktan 20 gün kadar sonra nöbetçi savcılığa sevk edildiğini, ifadesi alındıktan sonra da serbest bırakıldığını iddia etti. Ancak bu iddia hiçbir zaman güvenilir bir kanıtla desteklenmedi. Uzun yıllar sonra Nihat Aydoğan için nüfus kütüğüne ölüm kaydı düşüldüğü açığa çıktı. Nüfus İdaresine ölüm bildiriminde bulunan köy muhtarı, jandarma komutanının baskısı sonucunda gerçek olmayan bu bildirimi düzenlemek zorunda kaldığını itiraf etti.

Aydoğan Ailesinin resmi kurumlara yaptığı tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Nihat Aydoğan’ın akıbeti karanlıkta bırakıldı ve onu kaybedenler cezasızlıkla korundu.

Emre ORMAN

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın