Bu gazete..

Yeni bir dönemin başlangıcında umutlarımızı yenilediğimiz günlerin heyecanıyla ‘Merhaba’ diyoruz.

Dikta dönemlerini aratmayan bu dönemde bir gereklilik olarak duyduğumuz GazeteTAMAM.com ile hem periyodundan hem de teknik imkânından mütevellit yaşanan gelişmeler üzerine dosyalar, araştırma-inceleme yazılarına yer veren şekilde aktüel gündemi devrimci sesiyle yorumlayan köşeleriyle ezilenlerin sesi olma arzusuyla bir fikir edinebilme adına ‘Kolektif bilinci’ örme perspektifiyle yola çıkıyoruz. Ne mutlu o günün heyecanını şimdiden yaşayanlara…

Bu yüzden biraz da umuttan söz etmenin vakti diyerek düşüyoruz yollara! Bu umut yarına olduğu kadar bugünümüze, en yakın dünümüze ve tarihimize aittir.

Olanca masumiyetiyle ve coşkusuyla tarih devrimci genç bir kuşağın ellerinde yeniden hayat bulacaktır, sokaklar, alanlar yeniden ısınacaktır.

Eylemlerin güzel gözlü çocuklarının gözleri yeniden ışıldayacak, ayaklarımız yerden kesilircesine arşınlayacak zamanı!

Bu yüzden inadına bir umuttan söz ediyoruz, umut edilmemiş bir umuttan!

Herkese söz etmek, gittiğimiz her yere taşımak gerek şimdi bu umudu.

Hayat da başka nasıl değişebilir ki!

Kimileri de gözlerini umutlarımıza dikmiş ama ne mümkün; onlar ne umudu anlayabildiler ne hayatı ne aşkı ne de devrimi!

Şimdi zamanın kırıldığı yerde bir başka zamana doğru ilerlerken şiiri ve müziği, hayal gücünü ve arzuyu yeniden üretip gökyüzünün fethine doğru yola koyulanlar, masalları olmayan bir coğrafyada çocuklar için yeni masallar yazmak, duyulmamış sesleri, bilinmeyen yerleri keşfe çıkmak, sonu reddedip sonsuzluğu aramak için bir mutluluk çağrımız var…

Şimdi bir çağrı yapıyoruz; birlikte okuyor, birlikte tartışıyor, birlikte üretiyor, birlikte yürüyelim diyoruz.

Çünkü bize düşen Gezi’deki yaşlı çınarın Kızılay‘daki sokak kedisinin, Antakya‘daki boğma rakının, Dersim’deki Munzur çayının, Artvin’deki yeşil derenin, Ararat‘daki Masis ile Sis’in ‘eşit’ kardeşliğinin, Diyarbakır’daki kaçax çayın, İzmir’deki gevrek simidin, Adana‘daki Demirspor’un, Van‘daki canovar’ın Malatya‘daki kendini ezdirmeyen kayısının, yani ‘öteki’ olanın sesini duyurmaktır..

Çünkü TAMAM, kameraların görmediği kör noktalara bir isyandır. Çünkü direniştir mahpus damlarında, yitip giden dostlara vefadır sokak başlarında, voltada ıslıkla çalınan bir marştır TAMAM, zalime sert bir bakış dosta sıcak bir merhabadır TAMAM!

Ve elbette TAMAM, zalimliğe DEVAM diyen Dehak’lara karşı Demirci Kawa’nın “Dur” kelamıdır örsüyle vurduğunda çoğu zaman..

Şimdi TAMAM’ın haberlerini vermek, TAMAM diyenleri birleştirmektir bize kalan..

Şimdi TAMAM haberlerini yaymak, TAMAM diyenlerle “aynılıklar” da buluşmaktır size düşen..

***

O iş biz de TAMAM!