işte doğru yazdım adını

İşte doğru yazdım adını isimli şiir kitabı şairin son kitabı ve Şiirden yayıncılıktan yayımlandı, okurla buluştu. Şair Türk edebiyatında yazdığı son şiir kitabıyla aynı zamanda bir ilke de imza atıyor.

0

Ogün Kaymak’a şiir mi yazıyorsunuz? Diye sorulunca şair şöyle cevap veriyor,  ‘şiir çalışıyorum’, evet, bu cevap aslında birçok şiir yazarına ve şiir yazmaya yeltenenlere yol gösteren derinlikli bir cevaptır. Bu cevabı şiirde iddiası olanların bir an bile aklından çıkarmaması gerekiyor. Şiir emek ve okuma işidir. Günümüzde her birimizin etrafında bunlardan birkaç adet muhakkak vardır. Her  ‘şeyi’ yalayıp yuttuğunu zanneden cahillerin şiir okumadan şiir yazması ve kâr uğruna açılan yayınevlerinin seri halde ‘şiir’ basmalarının bunda büyük katkısı var. Şiir yazdığını zannedenlerin yaptığı, alt alta cümleleri sıralayıp, retoriğe boğmak. Bu tür vakaların çoğalmasına sebebiyet veren baş etmen ise bana göre rantçı yayınevleri! Tekrar Ogün Kaymak’a gelirsek… Sorulan bir soruya verdiği cevapla hem başlı başına bir tartışma konusu yaratıyor hem de ülkenin acı bir gerçeğini gösteriyor bize.

 

İşte doğru yazdım adını isimli şiir kitabı şairin son kitabı ve Şiirden yayıncılıktan yayımlandı, okurla buluştu. Şair Türk edebiyatında yazdığı son şiir kitabıyla aynı zamanda bir ilke de imza atıyor.

 

İşte doğru yazdım adını isimli şairin son kitabı ve başka bir örneği yok Türk edebiyatında. Biçim olarak başka bir örneği yoktur. Kitabın önsüzünü usta şair ve eleştirmen sevgili Celâl Soycan yazmış ve Ogün Kaymak şiirini, poetikasını altı maddeyle açıklamış. Şimdi sözü Celâl Soycan’a bırakalım. “ (…) Nöral ağdaki duyumsal çökeltinin Dil’e tutunma çabası olarak okuyabileceğimiz bu olgu, Ogün Kaymak şiirinde çağdaş felsefenin farklı duraklarında sınanır; kırık ve yabanıl imge örgüsü, gösterge düzeyindeki huzursuzluk, şizofrenik yoklamalarla açığa çıkan anlamsal kaymalar, Dil’in sınırında kelimelere uygulanan şiddet, söylemi bezeyen heterojen yapı, şimdi şiirseli dolanan fay hattında her birisi diğerinin gerekçesi halinde bir poetik dünyaya, bir düşünsel perspektife kavuşuyor (…)”

Celâl Soycan’nın da belirtiği gibi ‘kırık ve yabanıl’ imge örgüsü ilk göze çarpan özelliği kitabın. Her şiir bir diğerinin gerekçesinin poetikasını veriyor ele. Devam ediyor Soycan “işte doğru yazdım adını” bütün bu akışkan/bulanık negatif-denge içinde sahici bir biçimlemedir.” Evet, şairin kullandığı biçim ve Dil’in edebiyatımızda bir ilk olduğunu rahatlıkla dile getirebiliriz. İşte doğru yazdım adını şiir kitabı tartışılacak, anlamlandırılacak, eleştirilecektir. Ve zamanın girdaplarında genç şairlere bir örnek olacağına inanıyorum. İmgelem, kelimelerin birbiriyle ilişkisi, örgüsü, kırılıp bükülen akışkanlığı bize zor fakat iz bırakan bir şiir dosyası sunuyor, şair. Kitapta otuz iki şiir var, numaralandırılmış şiirler. Size onuncu şiiri sunuyorum:

pencereyi gazete kâğıtlarıyla örttüğümüz o günlerde.

ışık saydam uğultusuyken o caddenin.

yeni darbeler beklerken o umarsız şehir.

bir şey olmamışı yürürken kalabalık sokak o hüznü.

bir uçakta savaş, öte yakada çeçe sineği hâkimken o dünyalının ölümüne

(…)

Güneşin tam batış ânını susuyor bülbül / şarabın gezgin düşüncesinde meyve ağaçları sürüklenir mi, bir ülkeden başka bir ülkeye? / uzay çok sessiz, bütün besteleri yutuyor üstelik / işte doğru yazdım adını: ÜÇLÜLER

Şair kendi üslubuyla, biçimi ve poetikasıyla bize geçmişin acı anlarını hatırlatıyor, kanlı darbe dönemlerinin sembolü olan pencerelerin ‘kâğıtla’ örtülmesi, işte şair bir dönemi sembolleştiriyor gazete ‘kâğıtlarıyla’ Ve bize tekrardan ÜÇLÜLER’in yaşadığını hatırlatıyor. Şiir budur, unutturmamak ve direnmek! Anlatılanı Dil’in olanaklarıyla şiirsel düzleme çıkarmanın güzel bir örneğini okuyacaksınız kitapta.

İşte doğru yazdım adını şiir kitabında sadece Ogün Kaymak yok, Kıbrıs’ta yaşayan ressam Burçak Midilli Güldoğuş şiirleri okuduktan sonra hem kitabın kapağını hem de şiirlerle birlikte görselleri işlemiş sayfa sayfa. Şiir ve görselliğin güzel bir bütünleşmesini de görüyoruz, kitapta.

Özellikle genç şairlerin kitabı dikkatle okumalarını ve üzerinde düşünmelerini, biçim-dil arasında nasıl gidip gelindiğini, kırılıp büküldüğünü, anlatılmak istenilenin nasıl geniş bir havzada koştuğunu görecekler. Şiirler öyle kolay kolay kendini ele vermiyor, sembollerin üzerinde hakikati işliyor.

Ogün Kaymak, edebiyata bir örnek sunmuştur. Bol bol tartışılması, okunması dileğiyle.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın