Saadet Sorgunlu “Sökük” sergisi 7 Aralık da başlıyor

0

Fazla ya da eksik olan, bozuk ya da yanlış giden çatışmalı alanlara giriyor Saadet Sorgunlu üretimlerinde yıllardır. 7 Aralık-12 Ocak tarihleri arasında Bayan Yanı Art Project’te açılacak “Sökük” sergisi de bugüne kadar yaptığı çalışmaların üzerine eklemlenen yeni bir işaret fişeği. 

“Katilsen Erkeksin”, “Özfallus”, “Çıkızgah” gibi sergi adlarına baktığımızda da sanatını nasıl araçsallaştırdığını anlamak mümkün Sorgunlu’nun; güç, iktidar, baskı, şiddet üzerine kurulu toplumsal yapı ve değerler sistemine kaba, sert ve kışkırtıcı cümlelerle yanıt veriyor. Soru sormak değil, çatışma yaratmak istiyor; elbette sadece kadın mücadelesi üzerinden değil, erkin ceberrutlaştığı her alanda öfkeli bir performans ya da “dik” eserlerle varlık gösterebiliyor. En çok da bedeniyle; bedenlerin tanımlandığı, kuşatıldığı, sınırlandırıldığı, hırpalandığı materyallerle… Daha çok da kendine ya da tanıdıklarına ait giysiler, bezler, kumaşlarla portreler çiziyor, hikayeler anlatıyor… 

Gündelik hayatın bu imgeleri için “Giysiler de bedenin hafızasıdır” diyor Sorgunlu. Özellikle de kadının giysi üzerinden politik ve toplumsal algısını göz önünde bulundurduğumuzda türlü türlü okuma yapmak mümkün “Sökük”teki işleri üzerinden. 

Kesip biçiyor, dikiyor, deforme edip yeniden anlamlandırıyor; bir beden büyük, olduğundan az ya da çok, bazen iyimser, bazen karanlık ama hep sivri ve ironik. 

Kadın ve kadın bedeni üzerinden üretilen politikalara, bu kez daha umutla ve ironiyle yaklaşan Sorgunlu, bu seride kendisine ve tanıdığı kadınlara ait giysileri hem sembolik hem de soyut formlara dönüştürerek tuval üzerinde yeniden vücuda getiriyor. 

“Eteğin Açık”ta dışarı çıkmaya hazır siyahlı kadın, eteğini yukarıya sıyırmış ve bunun “bedel”ini ödemeye daha baştan hazır çarmıha gerilmiş sanki. “Güneşin Gülü” adlı çalışma, arkadaşının tişörtünden dönüştürdüğü ışıklı, güleryüzlü, salınım halinde bir portre gibi. “Boyum Kısa Aklım Uzun” ise kadınların boylarını uzun göstermek için başörtülerinin altına taktıkları “renkli ama saklı” boneleri ifşa ediyor. Upuzun bir tuvale giydirilmiş bir atletten ibaret olan “Pembeli” ise iddiasızlığıyla iddialı, hafif de meydan okuyan bir kadını andırıyor. Bir tek “Kollu Kareli”de çıplak bir beden görüyoruz üzerindeki ütü iziyle birlikte, Sorgunlu’nun kendi kareli gömleğinden hasır şeklinde dokuyarak yaptığı bir “hücre”nin içinde.

Sorgunlu’nun sıkışmış, firar etmiş, isyanda, arayış ya da mücadele içinde bedenlerine sığamayan kadınları, giysileriyle yeniden anlamlandırıp tanımladığı bu seçkinin bir başka “söküğü” de, ilk kez bu sergide fiyatlandırdığı işlerinin gelirinin ihraç edilen barış akademisyenlerine gidecek olması.

Söküldüğü yerden dikmek adına…

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın