Veli Saçılık röportajı: “Akp ‘çıkış’ partisi değildir aksine ‘çöküşün’ eşiğindedir.”

Seçimlerde HDP milletvekili adayı olan sosyolog Veli Saçılık'la, 24 haziran seçimlerinde Türkiye solunun ve sosyal demokratların içine düştüğü durumu konuştuk.. Kritik belirlemelerde bulunan Veli Saçılık ile Ali Haydar Çelebi'nin 'umudu yayma' ekseninde Gazete TAMAM için gerçekleştirdiği söyleşiyi siz değerli okurlarımızın beğenisine sunuyoruz..

0

Seçimlerde HDP milletvekili adayı olan sosyolog Veli Saçılık’la, 24 haziran seçimlerinde Türkiye solunun ve sosyal demokratların içine düştüğü durumu konuştuk.. Kritik belirlemelerde bulunan Veli Saçılık ile Ali Haydar Çelebi‘nin “umudu yayma” ekseninde Gazete TAMAM için gerçekleştirdiği söyleşiyi siz değerli okurlarımızın beğenisine sunuyoruz..

  • Son seçimlerde sol ve sosyal demokrat kesiminin başarı sağlayamamasını neye bağlıyorsunuz?

Türkiye’nin sınıfsal sorunları dışında sosyal, kültürel sorunları var. Kürt ve Alevi sorunu. Biz kendine Kürt, sol, sosyalist, Alevi muhalif insan diyenler, dahası vicdan sahibi insanlar olarak bu soruna kesinlikle sırtımızı dönemeyiz, dönmemiz beklenmemeli. Kürt sorunu demokratik bir şekilde çözümle halledilebilir. Aleviler ise hala eziyet gören, hor görülen bir yerde duruyorlar.
HDP kendi kendine türeyen bir oluşum değildir. Bir ihtiyaç ürünüdür. Bu ihtiyaç, CHP sistem partisi olarak Kürt sorununa ve Alevi sorununa sırtını dönmesiyle ortaya çıktı.

Hdp, bünye içinde ezilen bir çok halk ve emekçi katmanı içinde barındıran bir yapı. Bu yapıdan dolayı Hdp, sol ve sosyalistleri birleştiği bir parti olmasına rağmen sistem tarafından Kürt sorunun partisini gibi gösteriliyor. Bu tür belirlemeler son derece yanlıştır.

Akp’ye karşı olan toplumun geniş kesimi, HDP’ye oy vermiş olsalar dahi HDP’nin onları temsil eden ‘kendi’ partileri olduğunu ve yerlerinin HDP’nin yanı olduğunu maalesef ki objektif olarak göremiyorlar. Ki burada altını çizmek isterim ki ‘esas’ kurtuluş elbetteki ne HDP ne de başka bir bizim dışımızdaki bir araçta saklıdır. Asıl kurtuluş, toplumun tüm ezilenlerinin kendi ellerinde saklıdır.

Burada sosyalistlerin yapması gereken şey; Kürt, Alevi ve diğer kimlik sorunlarından, çocuk sorununa, kadın sorununa LGBTİ sorununa vb ezilen tüm kesimlerin sorunlarına sırtını dönmeden bunlarla birlikte beraber mücadele ederken bir sol alternatifin yaratılması lazım. Burada tabii ki Marksist anlamda şunu söyleyebiliriz ‘proletaryanın öncüsü ne durumdadır?’ diye ama esasen sorun halkın AKP faşizmin altında ezilmesidir. Dolaysıyla bizler, “kurtuluş reçetesi” yazmak yerine anti-faşist çevrenin, laik çevrenin, demokrat çevrenin ve ezilen toplum kalabalıklarının bütününün bir araya gelerek AKP’ye karşı tutarlı mücadele vermesi için çalışmalıyız. Ayrıca kurtuluşun HDP’de olduğu’nu söylemek çok abartılıdır elbet, işte bu sebeple HDP’ye sırtını dönmeden bir sol alternatife ihtiyaç var. Bunun adı “parti” midir, “dernek” midir veya nedir bilmiyorum. Bu zamanla ortaya çıkacaktır. Çünkü buna ihtiyaç var.

Ek olarak özellikle HDP’ye olan ilgi batıda oylarının artması sol söylemin karşılığının olduğunun göstergesidir. Biz bunu daha da yükselteceğiz. Akp bir ‘çıkış partisi’ değildir aksine ‘çöküşün’ eşiğindedir. Peki bizler bu durumda halkın isteklerine karşılık verebilecek miyiz(?) Elbette bizlerin buna karşılık verebileceğimize inanıyorum, sol bugün yükselişte diyorum. Örneğin HDP Ankara’da 220 bin civarında oy aldığını ve İstanbul’da yükselen oy oranına baktığımızda bunların büyük bir çoğunluğu sol, sosyalist ve muhalif çevredir. Bu çevrelerin ilgisinin arttığını görebiliyoruz.
Bu konuda son olarak HDP içerisinde de şöyle bir şey de var; zengin Kürtlerin HDP’den uzaklaştığını yoksul kesimin yaklaştığını görüyoruz. Bu anlamda emekçi politikanın toplumda daha fazla karşılığı olduğunu düşünüyorum.

  • Dünya genelinde sol, yoksul kesime hitap ederken ülkemizde orta hatta elit kesime hitap ediyor gibi bir görüş hakim, bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Yine soruyu CHP üzerinden sorduğunuz düşünüyorum. Bir defa sosyalist kesim elit bir kesime hitap etmiyor, aksine ezilen toplumun aydın kesimini temsil ediyorlar. Biz kendimizi “özgür yoksullar” olarak tanımlayabiliriz, “özgür zenginler” olarak da AKP’yi tanımlayabiliriz. Ama bizlerin öncelikle özgür olmayan yoksulların yani kendisi için özgürlük mücadelesi edenlerin değil de daha fazla din eksenli feodal kültür dayatılan kişilerin gündemine girmemiz lazım. Bu anlamda haklısınız.
Marks şunu söylüyor “politik mücadele eski Roma’da özgür zenginlerle özgür fakirler arasındaydı, köleler ise sadece bu iki kesimin sırtından geçindiği politik olmayan öznelerdi.” Ne yazık ki Türkiye deki işçi ve emekçi kesim bir politik unsur olmaktan çıkarılmış, edilgen bir hale sokulmuştur.
Şöyle ki; Akp, “biz sermayeyi temsil ediyoruz” dediğinde işçiler tepkisini veremiyor. “Asgari ücrete 1600 TL verip gözünüze dizinize dursun” denildiğinde yine tepki vermiyor.
Akp’nin aslında yüzde 1’in partisi olduğu bizim ise yüzde 99 olduğunuzun kitlelere anlatma vakti çoktan gelmiştir. Ve bunun teorisini de söylemini de geniş kitlelere anlatma-kavratma zamanıdır. İddia ediyorum Türkiye’de yükselen bir sol dalga vardır. Bu dalganın çoğunluğu da Alevi ve Kürtlerden oluşmamaktadır, sol sosyalist söyleme süreğen şekilde ezildiklerinden kaynaklı kulaklarını açabilmiş, yanıt verebilmişlerdir.
Kitlelerin bizlere yönelmelerindeki tek engel, hükumetin oluşturmuş olduğu “terörizm, terör ve Kürt sorunu” üzerinden yaratmış olduğu manipülatif algıdır.. Ve evet, biz bunu aşabiliriz.

  • Sol içine düştüğü çıkmazdan nasıl kurtulabilir?

CHP 16 yıldır AKP hükumetinin uygulamalarını meşrulaştıran, her nefese ihtiyaç duyduğunda nefes vermiştir. Son seçimlere baktığımızda oylanan tek adam Cumhuriyetin kaldırılıp meşrutiyetin kurulmasıydı. Seçim sabahı Muharrem İnce çıkıp “hayırlı olsun demokrasilerde böyledir, kazanmıştır, kabul etmek lazımdır” dedi. Sanki bizler aynen Norveç’deki, İsveç’deki gibi seçim yapmışız da hemen kabul edilmiş gibi. Kabul edeceğimiz bir şey yoktur, anlaşılır bir şey vardır; o da bu durum demokrasinin tasfiyesidir.

Eğer bir demokrasi varsa, demokrasinin tasfiyesi seçimle yapılması kabul edilemez.
Daha önce de Selahattin Demirtaş’ın ve HDP’nin vekillerin tutuklanması, benzeri anti-demokrasinin tesisi konularında hükumetin elini kolaylaştırmış ve HDP’yi siyasi dengenin dışına itmeye yardımcı olmuştur. Bunu da sürekli devleti koruma refleksiyle yapmıştır. İşte tam da burada biz devreye giriyoruz. Çünkü tutarlı bir şekilde bizler, AKP’nin seçimini ve tek adam sistemini meşru görmüyoruz. Bugün AKP sadece siyaseten değil ekonomik olarak da halkları yıkımla karşı karşıya bırakmıştır. Değim yerindeyse ülke içi boşaltılmış bir karpuz gibidir. Ki Akp’nin giderken üstümüze çökmesi durumu da vardır. Biz bu yıkımın altında kalmamalıyız. Kendi politik (stratejik-taktiksel) planlarımızı  kendimiz oluşturmalıyız.

Türkiye’de uzun yıllar sol-kırım yapıldı. Dolayısıyla sol geleneğinin yok edildiği, sınıfla, kadınlarla, gençlik kitlesiyle, ezilen bütün kesimlerle (neredeyse) koparıldığı bir ortam yaratıldı. Chp’nin burada “sol diye tartışılmasının” temelinde de bu var. Sisteme alternatif olabilecek gerçekten sol bir söylemle, gerçekçi bir düşünceye sahip kişiler, baskı altına alınarak sol devreden çıkarılmış ve “sistem solu” olarak CHP yaratılmıştır. CHP yıllarca AKP’ye sadece gericilik ve Atatürkçülük üzerinden muhalefeti olduğu da açık-seçik ortadadır. Bizim toplumuzun genel durumu göz-önüne aldığımızda bir ölçüde iş gördü.

  • Çok teşekkür ederiz bu güzel röportajınız için

Asıl ben teşekkür ederim, dayanışma kazanacak, TAMAM

Ali Haydar Çelebi / GazeteTAMAM.com

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın