Açlık grevindeki tutsakların anneleri: Sonuna kadar arkalarındayız

0

GazeteTAMAM.com – Evlatlarının açlık grevlerine ses verilmemesini eleştiren anneler, onların arkasından gideceklerini vurguladı.

DTK Eş Başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in İmralı’da tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit uygulamalarının kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevi 151’inci gününde.

HDP İstanbul İl Örgütü, tecrite karşı başlatılan ve hapishanelere de dalga dalga yayılan açlık grevi direnişine ses vermek amacıyla İstanbul/Şişli’de bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açlık grevindeki tutsakların annelerinin, barış annelerinin, HDP ilçe örgütlerinin destek verdiği eylem, yoğun polis ablukası altında sürdü.

‘KARDEŞİM KÜRT OLDUĞU VE HALKININ HAKLARINI SAVUNDUĞU İÇİN HAPİSTE’

Tutsakların yakınlarının konuştuğu açıklamada ilk olarak Rize Kalkandere L Tipi Hapishanesi’nde tecride karşı 38 gündür açlık grevinde olan Serhat Karsu’nun ablası Aynur Taş söz aldı. Kardeşinin fotoğrafını taşıyan Taş, bu zulmün ve sessizliğin derhal sonlanmasını istedi. Açlık grevinde olan kardeşi Serhat’ın tekli hücreye atıldığını aktaran Taş, tutsaklara tecrit içinde tecrit yaşatıldığına işaret ederek şöyle feryat etti:

“Çocuklarımız bedenlerini ölüme yatırdılar. Çocuklarımızın hapishanede ölmelerini istemiyoruz. Yeter anneler ağlamasın. Kardeşimin suçu neydi de 130 yıl hapis cezası verdiniz? Kardeşim Kürt olduğu ve kendi halkının haklarını savunduğu için hapiste. Hapishanelerde kalan hiçbir siyasi tutuklu suçlu değildir. Hepimiz Serhat’ız, Serhat’ın binlerce kardeşi var. Ölümler dursun, yeter! Barış istiyoruz.”

Aynur Taş

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a seslenen Taş, “Eğer senin vicdanın varsa bize ses vermelisin. Bu zulüm yeter. Eğer Cumhurbaşkanı bu zulmü görmüyorsa sen bir anne olarak görmelisin. Kürtler üzerinde süren bu zulüm bitmelidir, bunu kabul etmiyoruz.” şeklinde konuştu.

Fatma Sebuktekin

‘SONUNA KADAR ARKALARINDAYIZ’

Maraş Hapishanesi’nde 1 Mart’ta bu yana açlık grevinde olan Ramazan Sebuktekin’in annesi Fatma Sebuktekin, oğlu ve direnişte olan tutsakların sesini duyurmak için ellerinden ne geliyorsa onu yapacaklarını vurguladı. Oğlu Ramazan’ın henüz 15 yaşındayken tutuklandığına dikkat çeken anne Sebuktekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’a seslenerek “Soruyorum size bizin çocuklarınız henüz 15 yaşındayken zindana atılsa ne yapardınız? Bizim çocuklarımız, gençlerimiz bedenlerini ölüme yatırmış ama tek bir ses yok.” dedi. Direnen tutsakları sonunda kadar destekleyeceklerini kaydeden Sebuktekin, “Sonuna kadar arkalarındayız. Açlık grevi talebi karşılanana kadar biz de onların sesine ses olacağız” diye konuştu.

Cahide Yıldırım

‘ÇOCUKLARIMIZIN DİRENİŞİNİ DE Mİ SAVUNMAYALIM?’

Fransa Strasbourg’da tecride karşı 14 aktivistle birlikte açlık grevi eyleminin 112’inci gününe giren KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç’un ablası Cahide Yıldırım, kardeşinin ve beraberindeki açlık grevi eylemcilerinin durumunun giderek kötüleştiğine dikkat çekti. Üç gün üç gece Adalet Bakanlığı’nın önünde nöbet tuttuğunu aktaran Yıldırım, muhatap bulamadıklarını belirtti. Bu süreçte adalette olan inancını tamamen yitirdiğini vurgulayan abla Yıldırım, “Her gün hapishanelerden ölüm haberleri geliyor. Bu haberler yüreğimizi dağlıyor. Ana akım medya hiç bunu yazmıyor. Yeter ne istiyorsunuz bizden? Çocuklarımızın direnişini de mi savunmayalım” diye feryat etti.

‘İMRALI BAŞTA OLMAK ÜZERE YAŞAMIN AKTIĞI HER YERDE YASALAR HÜKÜM SÜRSÜN’

Son olarak HDP İstanbul İl Örgütü Eş Başkanı Cengiz Çiçek söz aldı. Türkiye sınırları içerisindeki herhangi bir hapishanede devletin yasalarının hüküm sürmemesinin, ülkeyi yönetenlerin temel sorunu olduğuna dikkat çeken Çiçek, İmralı’da yıllardır bu hukuksuzluğun devam ettiğinin altını çizdi. Mücadelelerinin bir hukuk ve adalet mücadelesi olduğu kadar demokratik bir hukuk devleti mücadelesi de olduğunu söyleyen Çiçek, şöyle devam etti:

“Tarafı, görüşü ne olursa olsun bir ülkede yasa varsa, hukuk varsa bu herkese eşit ve adil bir şekilde uygulanmak zorundadır. Hukuk temelinde ortaya çıkan bu eşitsizlik ve haksızlık bir gün herkesi tehdit altına alacaktır. Bizler bugün İmralı başta olmak üzere yaşamın aktığı her yerde yasaların hüküm sürmesi talebiyle buradayız. Bu talep, kriminalize edilecek bir talep değildir; bu talep, demokrasi, adalet, eşitlik, hukuk talebidir.”

‘ANNELERİMİZİN CANI YANIYOR’

Bütün demokrasi güçlerine ses çıkarma çağrısında bulunan Çiçek, şunları kaydetti:

“Annelerimizin canı yanıyor. Ama bu canlar yandıkça, bu öfkeler biriktikçe olan güzel ülkemize oluyor. En büyük ayrıştırma politikaları da bu oluyor. Birileri hapishanelerde çok rahat koşullarda yaşarken birileri de açlığa, susuzluğa, adaletsizliğe mahkum ediliyor. Ülkenin hapishanelerinde bile çifte standart varsa bunu sorgulaması gereken bizler değiliz, bu ülkeyi yönetenlerdir. Bir kez daha Adalet Bakanlığı başta olmak üzere, hukuktan adaletten kim sorumluysa onlara sesleniyoruz; Türkiye hapishanelerdeki adaleti, eşitliği sağlamak zorundasınız. Sayın Öcalan üzerindeki gayrı hukuki uygulamalar son bulmalı, ailesiyle ve avukatlarıyla görüşmesi sağlanmalı. Eğer bir hükümlüyse, Türkiye’de bir hükümlüye tanınan bütün yasal haklar kendisine tanınmalıdır. Burada bulunmamızın bir yönü de barış ve demokrasi mücadelesidir. Son sözümüz şu olsun; İrlanda’da açlık grevinde bulunan Boby Sands ve arkadaşlarını anlatan bir kitap var, ‘yarım kalmış bir şarkı’ der. Evet, İrlandalı devrimcilerin kendi yaşamları belki yarım kaldı. Ama kolektif demokrasi mücadelesinde o şarkılar hiçbir zaman yarım kalmayacak. Biz hapishanelerde süresiz dönüşümsüz açlık grevine giren arkadaşlarımızın hayatının son bulmaması, onların şarkılarının yarım kalmaması için mücadele edeceğiz.”

Çiçek’in konuşmasının ardından annelerin destek talepleriyle eylem sona erdi.

Emre ORMAN

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın