Acun Karadağ: Direnişleri tek örgütlülük altında birleştirmek bizi güçlendirecek

0

GazeteTAMAM.com – İhraçlar kurultayı öncesinde konuşan Karadağ, direniş meclislerinin sorunlarına çözüm bulma niyetinde olduğunu kaydetti.

15 Temmuz sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) süresince 150 bin kamu emekçisi ihraç edildi. İhraç edilen kamu emekçileri bulundukları bölgelerde ‘işimi geri istiyorum’ eylemleri başlattı. Eylemlerin başlıca merkezleri ise Ankara, İstanbul ve Düzce.

İhraç kamu emekçileri 9-10 şubat tarihlerinde İstanbul’da “ihraç kurultayı” düzenleyecek. Yüksel direnişçilerinden Acun Karadağ, direniş meclislerini ve ihraçlar kurultayını Demarkaj’a değerlendirdi.

‘DİRENİŞ MECLİSLERİNİN İLK ZAFERİ MAHİR KILIÇ DİRENİŞİDİR’

Acun Karadağ, Direniş meclislerini “Adaletsizlikler karşısında hakkını aramak isteyen herkesin doğal bir üyesi olduğu örgütlülük” olarak tanımlıyor. Karadağ, meclisin ülke genelinde devam eden direnişlerin bir kısmını bir araya getirildiğini belirterek şöyle devam etti:

“Devam eden diğer direnişlere de ulaşmayı, bütün direnişleri aynı meclis çatısı altında toplamayı, direnenlere ve direnmek isteyen herkese güç vermeyi amaçlamaktadır.  Ülkemizde birbirinden farklı alanlarda, farklı taleplerle yürütülen pek çok direniş vardır. Bunların önemli bir kısmı ekmekleri ellerinden alınan kamu emekçileri ve işçilerin işlerini veya gasp edilen haklarını geri alma talebiyle sürdürdükleri direnişlerdir. OHAL’den sonra Ankara’da, Yüksel Caddesinde başlayan ‘İşimi Geri İstiyorum’ eylemi, bugün Yüksel Direnişi adıyla iki yılı aşkın süredir devam etmektedir. Aynı şekilde KHK ile işinden atılmış olan sağlık emekçisi Mahmut Konuk da Ankara’da iş yeri önünde işini geri almak için mücadele etmektedir. Bodrum’da Engin Karataş Öğretmen; İstanbul’da, Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda Nursel ve Selvi Öğretmenler iş ve ekmek mücadelelerini sürdürmektedir.  Düzce’de KHK ile işinden atılan Mimar Alev Şahin iki yılı aşkın süredir gasp edilen ekmeğini geri almak için direnmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde temizlik işinde çalışırken kadro hakkını istediği için işinden atılan Mahir Kılıç’ın direnişi zaferle sonuçlanmıştır. Direnişler Meclisinin kazandığı ilk zafer olan Mahir Kılıç’ın direnişi bitmiş ancak Mahir Kılıç Direnişler Meclisinin aktif bir üyesi olarak diğer direnişlere güç vermeye ve yol göstermeye  devam etmektedir. Türkan Albayrak temizlik işçisi olarak çalıştığı Sarıyer İlçe Kaymakamlığı’ndaki işinden atılmış, işini geri isteyen ve hafta içi her gün iş yeri önünde eylem yapan bir emekçidir. Kezban Ana tutsak olan, Pir Sultan Abdal Sarıyer Şubesi başkanı kızı Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması talebiyle cem evinde oturma eylemi yapmaktadır. Avukat Didem Baydar Ünsal tutsak olan ve açlık grevi yapan eşi ve çalışma arkadaşlarının serbest bırakılması için Çağlayan Adliyesi önünde adalet nöbeti tutmaktadır. Aydın Söke’de sendikalı oldukları için işlerinden atılan Sibaş Gıda işçileri, aynı şekilde sendikalı oldukları için işlerinden atılan Flormar işçileri Gebze’deki Flormar fabrikası önünde, Aydın Belediyesi’nden sendikalaştıkları için işten atılan işçiler iş yerleri önünde, Bursa’daki Cargill fabrikasından atılan işçiler fabrika önünde; Muğla, Urfa ve Eskişehir’de araç muayene istasyonunda çalışırken işlerinden atılan işçiler, Real Market işçileri, Makro/Taze market işçileri gasp edilen haklarını geri almak için çeşitli biçimlerde direnmekteler.”

‘DİRENİŞLERİ TEK BİR ÇATI ALTINDA BİRLEŞTİRMEK BİZİ GÜÇLENDİRECEK’

“Direnenler bir tarafa, sürekli mücadeleyi gerektiren başka pek çok sorun hayatımızı derinden etkilemektedir. Her geçen gün evine ekmek götüremediği için çareyi kendini yakmakta, intihar etmekte bulan insanların sayısı artmaktadır. Hali hazırda ülkemizin dört bir yanı doğa katliamlarına yol açacak çeşitli santral projeleriyle tehdit altındadır. Yüzlerce yerde ise doğayı ve canlılığı tehdit eden santral projeleri hayata geçirilmiş durumdadır. Hayat pahalılığı ve ekonomik kriz bin bir güçlüğü beraberinde getirmekte; çocuklarımız bilimsel eğitimden uzak, gerici bir eğitim anlayışına mahkum edilmekte, uyuşturucu kullanım yaşı ilkokul çağındaki çocuklarımızı tehdit eder hale gelmektedir. Mahkemeler adalet yerine adaletsizliğin adresi haline gelmiş, en basit haklarını istedikleri için insanlar yıllara varan hapis cezalarıyla tehdit edilmektedir. Bizler, Direnişler Meclisi olarak sorunlarımızın kaynağının ortak olduğunu biliyoruz. Bunca sorunun kaynağı olan egemenleri güçlü kılan tek şeyin bizim güçsüzlüğümüz, yani  örgütsüzlüğümüz olduğunun farkındayız. Onlar halk arasında yapay ayrımlar yaratarak bizi bölüyor ve güçsüzleştiriyorlar. Direnişler Meclisi ise bu güçsüzlüğü aşmanın yolunun, en güçlü yanlarımızı birleştirmekten geçtiğini görmektedir. En güçlü yanımız direnişlerimizdir. Önce direnenleri bir araya getirmeli, yeni direnişlere güç ve omuz vermeliyiz. Direnişleri tek örgütlülük altında aynı sloganlar, aynı talepler etrafında birleştirmek bizi güçlendirecek, direnme bilincini geliştirecek; birlikten güç doğduğunu, bu gücün haklarımızı elimizden alanların tüm saldırılarını püskürtebileceğini gösterecektir. Hayatımızı, haklarımızı ellerimizden alanlara karşı verilecek en güçlü cevap ortak direniştir. Egemenler direnişleri, örgütlü kitleyi, halkı böle böle tüm tarihsel gücünü elinden almaya çalışırken, bölünmüş olanları birleştirmek, aynı hedef  doğrultusunda hareket eden sıkı bir birlik haline getirmek,  örgütlü ve birleşmiş halkın gücünü ortaya koyacaktır. Tüm bu nedenlerle kurulan Direnişler Meclisi egemenlerin meclisinin çözüm bulmadığı her sorunumuza çözüm bulmak niyetindedir”

‘SENDİKALAR VE MUHALEFET, İHRAÇLARLA İLGİLİ SOMUT HİÇBİR ŞEY YAPMADI’

“Biliyorsunuz ilk ihraçlar başlayalı iki yıl oldu. Bu iki yıl içinde sendikalar ve muhalefet partileri dahil ihraçların durumu ile ilgili somut hiçbir şey yapılmadı. İktidar bu ihraçları 15 Temmuz darbe girişimine bağladı. Terörle mücadele adı altında binlerce kamu emekçisini ihraç etti. Bu ihraçların temelinde emperyalizmin özelleştirme ve kamu alanını küçültme politikaları olduğunu biliyoruz. Ancak halk nezdinde bu politikaların kabul görmeyeceğini bilen AKP iktidarı halkta terörle mücadele algısı oluşturarak, ihraçların hukuksuzluğunu kapatmaya çalıştı. İşinden edilmiş binlerce insan, terör demagojisi yüzünden sosyal alanda da bir çok sıkıntı ile karşılaştı. Malumdur ki Avrupa insan Hakları Mahkemesi de ihraçların, emperyalist bir politikanın ürünü olduğunu bildiğinden bu davalara bakmak istemedi, OHAL Komisyonu’nu adres gösterdi. İnsan hakları kuruluşları da aynı nedenle bu insan hakları ihlaline gözlerini yumdu. Komisyon işten atanların bir kurumu olarak çözüm odağı olamazdı. Neticede iktidarı, muhalefeti, sendikası, odası, ihraçları korkunç yalnızlığına terk etti. Binlerce insanın yaşadığı insanlık dramı Yüksel direnişinin ve açlık grevi yapan Nuriye ve Semih’in omuzlarına yüklendi. Muhafazakar kesim devlet otoritesine karşı kaderci anlayışından kurtulup bir direniş etrafında birleşemedi. Süreci insanların vicdanına seslenerek ve dua ederek sosyal medyadan sesini duyurmaya bıraktı. Sosyal medyanın trolleri terörist algısını sıklıkla dile getirerek bu kesimin sesini boğmaya çalıştı. İşte bu noktada direnişler meclisi ihraçların birbirine tutunarak, dayanışma ile gerçek ve örgütlü bir mücadele ile bu dramdan kurtulabileceğini öngördü.”

KURULTAY PROGRAMI NASIL İŞLEYECEK?

“Kurultayımız iki günden oluşuyor. Birinci gün ihraç politikalarının ekonomik ve siyasi temellerini anlatacağız. İrfan Mukul ve Candan Badem hocalar emperyalist politikaları ve Türkiye’ye yansımalarını anlatacak. Şebnem Korur Fincancı hoca sağlık alanında ihraçların durumunu, Süreyya Karacabey akademi alanındaki ihraçları anlatacak. Avukat Ferdi Yamar ihraçların hukuki sürecinden bahsedecek. Ben genel olarak OHAL’in sonuçları, ihraçların nedenleri ve sonuçlarını aktaracağım. Nuriye ve Nursel arkadaşlar genel olarak sendikaların ve KESK’in bu süreçteki durumunu aktaracaklar. Direnişler meclisi de bu oturumda anlatılacak. İkinci gün sadece ihraçlar konuşacak. Bu oturum Kemal Oruç hocanın drama atölyesine ayrıldı. Hoca bu drama atölyesiyle ihraçların kendilerini anlatmasını ve birbirlerine dokunmalarını sağlayacak. Bu oturumun sonunda ne yapmalı bölümü olacak. İşte orada ihraçlar kendileri için bundan sonra ne yapılması gerektiğine karar verecekler. Hayatları hakkındaki kararları burada kendileri ortaklaştırdıkları kararlarla alacaklar.”

KURULTAYIN AMACI

“Burada bir demokrasi şöleni yaşanacak. Bu nedenle herkesin katılımı çok önemlidir. Binlerce ihraç kamu emekçisini bir araya getiremeyeceğimizi biliyoruz başlangıçta. Ancak bu kurultay birlik olmanın, dayanışmanın, yalnız olmadığımızı anlamamızın başlangıcı; sonraki süreçte neler yapabileceğimizin de göstergesi olacak.” diyen Karadağ, kurultayla ilgili sorunun cevabını Yüksel direnişçisi Nazan Bozkurt’un kurultayın amacına dair söylediği şu  cümlelerle bitirdi:

“Kurultayın amacı, ihraç zulmüne karşı birlikte kararlar alıp birlikte hayata geçirmektir. Ölü taklidi yapan tüm demokratik kitle örgütlerinin aksine ‘Biz varız ve AKP’ye teslim olmuyoruz’ demektir. Sorunlarımız ortaksa, çözümlerimizin de ortak olduğunu bilmek ve en çok da bu yüzden, birlikte hareket etmektir.” 

İHRAÇLAR KURULTAYI 9-10 ŞUBAT’TA İSTANBUL’DA

Direniş meclislerinin ilk ihraçlar kurultayı’nın 9-10 Şubat tarihlerinde İstanbul’da başlayacağını belirten Karadağ, “#İhraçlarKurultaydaBuluşuyor sloganıyla yapacağımız İhraç Kamu Emekçileri Kurultayı iki gün sürecek. Direnişler meclisinin aldığı karar doğrultusunda direnişleri bir araya getirdiğimiz gibi ihraç edilen kamu emekçilerini de bir araya getirmek istiyoruz.” dedi.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın