Cumartesi Anneleri 730. hafta: Hasan evimizin gül yüzlü çocuğuydu

Cumartesi Anneleri'nin Galatasaray Meydanı'nda oturmalarına 31 haftadır izin verilmiyor...

0

GazeteTAMAM.com – Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, “Kaybedilen herkes benim kızım, oğlum, benim vicdanım ve şerefim. Onları aramaktan vazgeçmeyeceğim” dedi.

Cumartesi Anneleri 730. hafta oturumunda kayıp yakınları 1995 yılında Gazi Katliamı sonrasında gözaltına alınan ve 58 gün sonra ağır işkence izleriyle dolu cansız bedenine kimsesizler mezarlığında ulaşılan Hasan Ocak’ın katillerinin yargılanması istemiyle bir araya geldi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yoğun polis ablukası altında bir araya gelen kayıp yakınları, gözaltında kaybedilen kadınların ve yakınlarının fotoğrafları ile birlikte kayıpları temsilen birer kırmızı karanfil de taşıdı. Eyleme Ocak’ın annesi ve Cumartesi insanlarının simgelerinden Emine Ocak da katıldı.

YOLERİ: SORUŞTURMA NEDEN DAVAYA DÖNÜŞTÜRÜLMÜYOR?

Hasan Ocak’ın avukatı Gülseren Yoleri bir konuşma yaptı. AİHM’in Hasan Ocak davasında etkin soruşturma yapılmadığına hükmettiğini ve davayı takip ettiğini söyleyen Yoleri şunları söyledi:

“Ergenekon Davası açıldığında bir gelişme ortaya çıktı. Hasan Ocak ve Ergenekon örgütü ile bağ kuruldu buna ilişkin açıklamalarla mahkemeye çeşitli dilekçeler sunularak bunlar araştırılsın dendi. ‘Hasan Ocak’ın ölümüne neden olanlar ortaya çıkartılsın’ dendi. Ama o zaman Ergenekon Davası’nı yürüten mahkeme ‘bu olayları soruşturmuyoruz’ diyerek kendi dosyasına yansıyan beyanların bir takım ithamların gereğini yapmadı, bu iddiaları takipsiz bıraktı.

Son olarak ortaya çıkan tablo sulh ceza hâkimliğinin dosyayı kapatmasının ardından bizim itirazımızla yeniden açılmasını istedik. Hâkim dosyayı tekrar savcılığa itiraz etti. Savcılığın bu olayı soruşturmama noktasında bir ısrarı olduğu ortaya çıktı.  Bu kararı veren cumhuriyet savcısı hâkimin kararına itiraz etti kanun yararına bozma istedi. Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı’nda şuan dosya. Bir soruşturma var ancak davaya dönüştürülmedi.

AİHM’in bu dosyada ne tür gelişmeler olduğunu takip ettiğini biliyoruz. Burada en çok söylenecek şey cumhuriyet savcısına hem bakanlığının biran evvel soruşturma dosyasının davaya dönüştürülmesidir.”

‘KAYBEDİLEN HERKES BENİM OĞLUM, KIZIM, VİCDANIM, ŞEREFİM’

Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak, “Gözaltında kaybetme suçunu işleyenler ortak olanlar bize barikat olanları utanmaya çağırıyorum bu duygunuzu yitirmeyin çünkü öyle olursa insanlığınızı kaybedersiniz” şeklinde konuştu.

Hasan Ocak’ın annesi ve Cumartesi Anneleri’nin simgeleşmiş isimlerinden olan Emine Ocak ise “Ben 24 yıldır Galatasaray’dayım. Kaybedilen herkes benim kızım, oğlum, benim vicdanım ve şerefim. Kayıp kızlarımı ve oğullarımı istiyorum, onları aramaktan vazgeçmeyeceğim” şeklinde konuştu.

‘EVİMİZİN GÜL YÜZLÜ ÇOCUĞUYDU’

Sosyal medyada paylaşılan, Hasan Ocak’ın gülümsediği ve “En kısa sürede görüşmek üzere” dediği videoyu anımsatan Maside Ocak, 24 yıl önce Beykoz Adliyesi’nde tutulan raporun bir kısmını dün yayınladıklarını belirterek “Orada Hasan’ın ayakkabı bağcıklarının olmadığı, vücudunun başka yerlerinde işkence izleri vardı. Adli tıp raporunda Hasan’ın her iki parmağında parmak izi alınırken mürekkep olduğu yazılıydı.” dedi. 58 gün sonra tırnaklarıyla kazıyarak buldukları bir mezarlarının olduğunu dile getiren Ocak, şöyle devam etti:

“Hasan bizim evimizin gül yüzlü çocuğuydu. O mezar sanki Hasan’ın mezarı değil gibi geliyor bize. Çünkü biz ilk başladığımızda ‘son kaybımız bulunana kadar’ demiştik. Diğer kayıplarımızın bir mezar yeri olmadığından gerçek bir adalet sağlanmadığından yasımız bitmiyor. Yasımız bitmedikçe Galatasaray bizim için mezar yerimiz olmaya devam edecek.”

730. haftada basın açıklamasını Cumartesi insanlarından Besna Tosun okudu. 31 haftadır kayıplarla buluşma mekanı olan Galatasaray’a çıkışlarının engellendiğini dile getiren Tosun, devleti yönetenlere şöyle seslendi: “Hukuk dışı, vicdan dışı, insanlık dışı söylem ve uygulamalarınıza son verin. Anayasadan ve evrensel hukuktan kaynaklanan haklarımıza saygı gösterin.” 730. haftada Emine Ocak’ın “Hiçbir güç evladı için adalet arayan bir anneyi susturamaz. Oğlum için, tüm kayıplarımız için susmayacağım!” ısrarına eşlik etmek için buluştuklarını kaydeden Tosun, Ocak’ın kaybedilme sürecini şöyle anlatarak açıklamayı sonlandırdı:

Sosyalist kimliğiyle bilinen 30 yaşındaki Hasan Ocak İstanbul/Avcılar’da yaşıyordu. 21 Mart 1995 tarihinde annesini arayarak, akşam için yemek hazırlamamasını kendisin balık getireceğini söyledi. Hasan ne o akşam ne de sonrasında bir daha eve gelemedi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltında tutulan iki kişi, Hasan’ı şubede gördüklerini söyledi. İki kişi de Hasan Ocak’ın isnıini emniyetteki parmak izi listesinde gördüklerini açıkladı. Newroz nedeniyle gözaltında tutulan ve kendisi de kayıp yakını olan bir tanık ise şubedeyken bir hareketlilik olduğunu ve polislerin “Hasan Ocak getirildi” diye aralarında konuştuklarını duyduğunu söyledi.

Ocak Ailesi savcılıklara başvurarak Hasan’ın akıbetinin açığa çıkarılmasını talep etti. Aile ayrıca; TBMM, Başbakanlık, Bakanlıklar, savcılıklar, hastaneler ve Adli Tıp nezdinde de girişimlerde bulundu.

Bu girişimler sonucunda dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu ve İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’in imzasını taşıyan resmi yazıda “Hasan Ocak’ın gözaltında olmadığı, hiç gözaltına alınmadığı, suçlu olarak aranmadığı” belirtildi.

Resmi makamların tüm engellemelerine karşı 58 günlük ısrarlı bir arayışın sonunda ailesi Hasan’ın ağır işkence izleri taşıyan bedenine “meçhul kişi” olarak defnedildiği Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaştı. İşkenceyle ölümü resmi raporlara girmiş olan Hasan’ın cansız bedeni tüm resmi makamlardan geçirildiği halde onu soran ailesine “bizde yok” denildiği açığa çıktı.

Dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Algan Hacaloğlu yaptığı araştırmalara dayanarak “Ocak’ı konuşturmak için gözaltına aldılar ve orada uyguladıkları işkence ve darptan sonra öldürülmüş halde Beykoz’a attılar.” dedi. Ayrıca Hacaloğlu, Devletin Hasan Ocak’ın ölümünde sorumluluğu olduğunu, Devletin bazı unsurlarının Ocak’ın nasıl öldürüldüğünü ve kimin öldürdüğünü bildiğini söyledi.

AİHM, Hasan Ocak’ın kaybedilmesi ve ölümüyle ilgili koşullarının belirlenmesi için yeterli ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini tespit ederek Türkiye hakkında ihlal kararı verse de Ocak Ailesi’nin iç hukuktaki tüm girişimleri bugüne kadar sonuçsuz kaldı. Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nın 1995/1075 soruşturma Numarasıyla takip ettiği dosyada, 17 Ekim 2016 tarihinde “zaman aşımı” nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

Ailenin ve İHD’nin avukatı Gülseren Yoleri, 29 Kasım 2016 tarihinde bu karara itiraz etti. İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği “toplanan delillere göre dava açılması gerekir” diyerek bu itirazın kabulüne karar verdi. Bu kararla zamanaşımı kararı kaldırılmış ve soruşturmanın devamına karar verilmiş oldu. Bu kararın üzerinden 2 yıldan uzun bir zaman geçmesine rağmen dosyada bir gelişme olmadı. Savcılık, dava açmak yerine rutin yazışmalarla iki yıldır soruşturmayı oyaladı.

Emre ORMAN

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın