Cumartesi Anneleri 731. hafta: 1994, en çok gazetecinin kaçırıldığı, katledildiği yıl..

Cumartesi Anneleri'nin Galatasaray Meydanı'nda oturmalarına 32 haftadır izin verilmiyor...

0

GazeteTAMAM.com – Babaoğlu ailesi gönderdiği mektupta 1994 yılının en çok faili belli karanlık cinayetlerin işlendiği yıl olduğunu söyledi.

Cumartesi Anneleri 731. hafta oturumunda kayıp yakınları 1994 yılında Anadolu Ajansı muhabirinin telefonla araması sonucu Siverek’e giden ve gözaltına alınarak Bucak aşiretinin evine götürülen, bir daha kendisinden haber alınamayan Özgür Gündem muhabiri Nazım Babaoğlu’nun akıbetini sormak üzere bir araya geldi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yoğun polis ablukası altında bir araya gelen kayıp yakınları, gözaltında kaybedilen kadınların ve yakınlarının fotoğrafları ile birlikte kayıpları temsilen birer kırmızı karanfil de taşıdı.

‘BUGÜN YİNE 90’LARIN KORKU ORTAMINI YAŞIYORUZ’

Gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya, babalarını Bucak Aşireti’nin kaçırdığını belirterek şöyle konuştu:

“Babamın akıbetini sormak için amcam Bucak Aşireti’ne gittiğinde Nazım Babaoğlu’nu işkence yapılmış bir halde görüyor. O dönem Kürt basınının susturulması, yok edilmesi, gözaltında kaybedilmesi yaygındır. Biz aile olarak da baskı gördük, savcılığa gittiğimizde dilekçe yazacak biri bile yoktu. Bugün yine 90’lardaki korku ortamını yaşıyoruz, bizim derdimizi anlatacak gazeteci, savcı, polis kalmadı. Burada insanlar kendini ifade edemiyor, 90’larda neyse İstanbul’da yine aynısı. İnsanları öldüre öldüre öldüre bir yere varılmaz. Bugün savcı ve hakimlere sesleniyoruz; susmanız sonuç getirmiyor, adalet istiyoruz, kayıplarımızın kemiklerini istiyoruz”

‘EN ÇOK GAZETECİNİN KAÇIRILDIĞI, KATLEDİLDİĞİ YIL 1994’

İHD önünde gerçekleştirilen oturuma katılamayan Babaoğlu’nun ailesi bir mektup gönderdi. Mektubu kayıp Mecit Baskın’ın oğlu Eren Baskın okudu. Özgür Gündem Urfa muhabiri Nazım’ın bugün 44 yaşında olduğu ve 19 yaşında tuzak kurularak kaçırıldığının belirtildiği mektupta, şu ifadelere yer verildi:

“Nazım 19 yaşında geleceğe dair umutları olan bir gençti. Gazetecilik için zor yıllardı. Egemenlerin iktidar hırsı genç gazetecilerin bu idealleri gerçekleştirmesine engeldi. Öyle ki 1994 yılı en çok gazetecinin kaçırıldığı, katledildiği yıl olarak tarihimizde karar bir leke olarak yer aldı. 1994 yılı en çok faili belli karanlık cinayetlerin işlendiği yıl oldu. Nazım böyle bir yılda kaçırıldı. Günlerce kaçıranların elinde bir rehin olarak kaldı. Sonra da akıbeti belli olmayacak şekilde katledildi. Yetkili herkes Nazım’ın akıbetinin ortaya çıkarılmaması için el birliği sözbirliği etmişlerdi. Emir büyük yerdendi!

Aradan 25 yıl geçti. Çeyrek asır! Çok iyi biliyoruz ki, her açığa çıkarılmayan bir faili belli cinayet yeni yeni siyasal cinayetlerin teşvik belgesi oldu. Nazım’ı kaçıranlar toplumu demokrasiden, hukuktan, adaletten uzaklaştırmak için, kendi yalanlarını tek elden ve tek ses olarak bağırmak için kaçırdılar ve katlettiler. Çeyrek yüzyıllık acı bize şunu öğretmiştir; demokrasi gelişmeden, tüm insanlar, toplumlar birey olmaktan ve toplum olmaktan doğan haklarını elde etmeden kayıpların akıbetinin de ortaya çıkarılmayacaktır. Her hafta bu gerçeği hatırlatmak, bu gerçeği insanlığın gündeminde tutmak bu mücadelenin de bir parçasıdır.

Nazım 44 yaşında. Ama kaçırıldığı andaki gibi genç ve idealleri olan bir genç olarak yüreğimizde ve zihnimizde, halkımızın özgürlük ve demokrasi mücadelesinde, sonsuza dek var olacaktır.”

‘NAZIM HAK İHLALLERİNİN HABERLERİNİ YAPIYORDU’

731. haftada basın açıklamasının Cumartesi insanlarından Maside Ocak okudu.32 haftadır ağır insan hakları ihlallerinin mağdurları ve tanıkları olarak, anayasa ve uluslar arası sözleşmelerle güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinin iktidar tarafından ihlal edildiğini, dolayısıyla Galatasaray’a çıkışlarının engellendiğini kaydeden Ocak, Nazım Babaoğlu’nun 90’lı yıllarda hak ihlallerinin haberlerini yapan ve hedef haline getirilen gazetecilerden biri olduğuna dikkat çekti.

NE OLMUŞTU?

Bu hafta Makbule Babaoğlu’nun ısrarının devamcıları olarak, çeyrek asırdır akıbeti gizlenen ve sorumluları cezasız bırakılan gazeteci Nazım Babaoğlu için buluştuklarını dile getiren Ocak, Babaoğlu ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

Urfa’da yaşayan Nazım Babaoğlu hem üniversiteye hazırlanıyor hem de Özgür Gündem Gazetesi’nin Urfa Bürosu’nda çalışıyordu. Büro ağır baskı altındaydı. Ölüm tehditleri alan gazeteciler can güvenliklerinin sağlanması için Urfa Valisine ve emniyete başvurdu. Yetkililer hiçbir önlem almadı ve gazeteciler ölüme terk edildi. 1992 yılında Özgür Gündem’in Ceylanpınar muhabiri Hüseyin Deniz, 1993 yılında da Urfa Büro Şefi Kemal Kılıç uğradıkları silahlı saldırı sonucunda öldürüldü.

DYP Urfa Milletvekili Sedat Bucak’ın liderliğini yaptığı Bucak Aşireti’nin Urfa’yı cehenneme çevirdiği günlerdi. Ağır silahlara sahip “illegal gözaltı yetkisi” olan Bucak Aşireti; tecavüz, yargısız infaz ve gözaltında kaybetme gibi ağır insanlık suçlarını fütursuzca işledi. Bucak Aşireti’ne mensup korucuların tecavüz ettiği öğretmenlerle ilgili Urfa Büro’nun hazırladığı haber gazetenin manşetine taşınınca, çalışanlara yönelik tehditler daha da arttı.

12 Mart 1994 sabahı Anadolu Ajansı Muhabiri Murat Yoğunlu; Özgür Gündem Bürosu’nu telefonla arayarak “Çok önemli bir haber var, bir muhabiriniz mutlaka Siverek’e gelsin” dedi. Bu telefon üzerine Siverek’e giden Nazım Babaoğlu orada gözaltına alınarak Korucubaşı Sedat Bucak’ın evine götürüldü ve kaybedildi.

Murat Yoğunlu, Sedat Bucak’ın baskı ve tehdidi altında gazeteye telefon ettiğini söyledi. Nazım Babaoğlu’nu Bucak Aşireti korucularının arabaya bindirerek götürüldüğü ve Sedat Bucak’ın işkencehane olarak kullanılan evinde görüldüğü tanıklarca beyan edildi. Babaoğlu Ailesi’nin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz kaldı. 25 yıldır Nazım Babaoğlu dosyasında hukuk işletilmedi, etkin soruşturma yürütülmedi. 19 yaşındaki gazeteci Nazım Babaoğlu’nu kaybedenler cezasızlık zırhıyla korundu. Babaoğlu Ailesi Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruya halen bir cevap alamadı.

Makbule Babaoğlu, 4 yıl önce Galatasaray Meydanı’na gönderdiği mektubunda ” Sadece oğlumun nereye gömüldüğünü bilsem bana yeter. Sadece onun kemiklerini bulmak bana yeter. Babası ondan bir haber alamadan öldü. Ben sağken oğlumun mezarını görmek istiyorum. Ben sağken bize bu acıları yaşatanlar hesap versin istiyorum.” diyerek kamuoyuna seslenmişti.

2017 Ağustosunda oğlu Nazım’a kavuşamadan yaşamını yitiren Makbule annenin ısrarını sürdüreceklerini aktaran Ocak, “Nazım Babaoğlu’nu aramaktan vazgeçmeyeceğiz.” diyerek açıklamayı sonlandırdı.

Emre  ORMAN

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın