Cumartesi Anneleri 732. hafta: Talat Türkoğlu’nun akıbeti açıklansın

0

GazeteTAMAM.com – Türkoğlu dosyasının zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldüğünü söyleyen Av. Gülizar Tuncer, AYM’den de bir sonuç beklemediklerini ifade etti.

Cumartesi Anneleri 732. hafta oturumunda kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları 1996 yılında İstanbul’da evine giderken gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Talat Türkoğlu’nun akıbetini sormak üzere bir araya geldi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yoğun polis ablukası altında bir araya gelen kayıp yakınları, gözaltında kaybedilen kadınların ve yakınlarının fotoğrafları ile birlikte kayıpları temsilen birer kırmızı karanfil de taşıdı.

“‘GAVUR OĞLU’ EDİSON DÜNYAYI AYDINLATIRKEN, ‘MÜSLÜMAN EVLATLARI’ BİZE HAYATI ZİNDAN ETTİ”

Gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır bir konuşma yaptı. Okullarda çocuklara öğretilen “Ardahan’dan Edirne’ye benim güzel bir yurdum var” söylemine atıfta bulunarak Kurtuluş Savaşı’nda can veren binlerce kişinin bu yurdu kendilerine bahşettiğini söyleyen Kırbayır, kendilerinden sonra gelen evlatlarının fikri hür, vicdanı hür bir şekilde yaşaması için can verdiklerini kaydetti. Onlara şimdi şikayeti olduğunu dile getiren Kırbayır, şöyle devam etti:

“Sizlerin canınız pahasına kazandığınız bu topraklarda yaşayan torunlarınızın yaşam hakları keyfi ve yargısız infaz sonucu ellerinden alındığı gibi bu topraklarda bir mezar yeri dahi verilmemiştir. Şikayetimdir! ‘Gavur oğlu’ Edison, ampülü icat ederek dünyayı aydınlatırken, ‘müslüman evlatları’ bizim canlarımızı, yüreklerimizi, yaşam haklarımızı elimizden alarak hayatımızı zindana çevirmişlerdir. Biz sesimizi, acımızı Galatasaray Meydanı’ndan dünyaya duyurmaya çalışırken bizi şimdi yönetenler iki duvar arasına sıkıştırdılar. Buradan sizlere sesleniyoruz; biz memnun değiliz, hakkımızı helal etmiyoruz. Şikayetimiz bundandır!”

“TALAT TÜRKOĞLU, HASAN OCAK GİBİ DEVRİMCİLER/YURTSEVERLER, KÜRDİSTAN’DAKİ AYNI YÖNTEMLER VE EKİPLER TARAFINDAN KATLEDİLDİ”

Türkoğlu ailesinin avukatı Gülizar Tuncer de bir konuşma yaptı. Talat Türkoğlu’nun Kürdistan’da savaşın acımasızca sürdüğü ve kirli savaş politikalarının yürürlülüğe konulduğu bir dönemde kaybedildiğini dile getiren Tuncer, bu politikaların sonucu olarak köy yakmaların, yargısız infazların, faili meçhul cinayetlerin yaygın ve sistematik bir biçimde uygulandığını kaydetti. Kürdistan’daki savaş politikalarının batıya da kaydırıldığını ifade eden Tuncer, Hasan Ocak, Fehmi Tosun, Talat Türkoğlu gibi devrimcilerin, yurtseverlerin aynı yöntemlerle ve aynı ekipler tarafından işkenceyle katledildiğini vurguladı. Türkoğlu’nun Edirne Çadırkent’te kurulan kontrgerilla merkezinde işkence gördüğünü belirten Tuncer, şöyle devam etti:

“O dönem bu işkenceler ve sonrasında Türkoğlu’nun kaybedilmesi Kasım Açık tarafından açıkça ifade edildi. O dönemin meşhur itirafçılarının da ifadelerine rağmen hiçbir şekilde dava dosyasıyla ilgili deliller toplanmadı. Kürdistan’da gördüğümüz binlerce faili meçhul dosyası gibi burada da deliller karartıldı. Aradan 20 yıl geçtikten sonra dosya zaman aşımı gerekçe gösterilerek kapatıldı. AİHM 2005 yılında verdiği kararla Türkiye’yi ‘yaşam hakkı ihlali’ gerekçesiyle mahkum etmişti. Bu karardan sonra yeniden dilekçe vererek soruşturmanın genişletilmesini, derinleştirilerek yürütülmesini talep etmiştik. Fakat dilekçeyi vermemizin ardından ilgili merciler arasında yalnızca basit 1-2 yazışma yapılarak dosya kapatıldı. Son olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldı. Fakat 2016’dan bu yana hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Bize yalnızca ‘Dosyanız işleme alınmıştır’ denildi. AYM sürecinin de nasıl sonlanacağını tahmin edebiliyoruz. Olumlu bir karar çıkması yönünde bir beklentimiz yok. Ama biz biliyoruz ki bu mücadeleler yalnızca dava dosyası ve mahkemelerle sınırlı değil. Diğer ülkelerde nasıl olduysa, sorumlular nasıl yargılanıp cezalandırıldıysa burada da tarihsel süreç içerisinde bu kaybetme ve cezasızlık politikasının sorumluları hesap verecekler.”

“GERÇEKLERE GÖZÜNÜ KAPAMIŞ BİR TOPLUM ADALETE ULAŞAMAZ, O ÜLKEYE BAHAR GELMEZ”

Son olarak Türkoğlu ailesi adına Münübe Türkoğlu konuştu. İşçi Partisi başkanlığı yapan Talat Türkoğlu’nun sosyalist kimliğinden ötürü devlet tarafından kaybedildiğini vurgulayan Türkoğlu, şöyle konuştu:

“Hiçbir güç kardeşimiz için adalet isteyen bizleri susturamaz. Ülkemizde adlet sağlanıncaya, kayıpların akıbeti açıklanıncaya kadar buradayız. Siz de gelin! Gerçeklere gözünü kapamış bir toplum adalete özgürlüğe ulaşamaz, o ülkeye bahar gelmez. Talat’ı bulmaya anamın ömrü yetmedi. Kayıpların yaşam hakkı, kayıpları aradığımız Galatasaray Meydanı gasp edildi. Neden? Yasımız bitmedi. Talat’ı toprak ana ile buluşturmadıkça devlet eliyle işlenen bu suçu unutmayacağız.”

732. haftada basın açıklamasını Sebla Arcan okudu. Temel hak ve özgürlükleri kendi varlığına tehdit olarak algılayan bir yönetim ve kurumlaşmanın yarattığı hukuksuzluk ikliminin adeta Türkiye’yi esir almış durumda olduğunu dile getiren Arcan, “Bu antidemokratik iklimde bizim her hafta ısrarla buluşmamız devleti yönetenlere hukukun sınırlarına çekilme çağrısıdır. Bizim buluşmalarımız, antidemokratik sistemin yarattığı yargı mekanizmasının korumadığı hak ve özgürlüklere sahip çıkma çağrısıdır. 33 haftadır bizlere Galatasaray’ı kapatan hukuksuzluğa karşı adalet çağrısıdır.”

Açıklamanın ardından eylem sona erdi.

Emre ORMAN

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın