Cumartesi Anneleri 733. hafta: “Annem kimseye hakkını helal etmiyor”

Cumartesi Anneleri'nin Galatasaray Meydanı'nda oturmalarına 34 haftadır izin verilmiyor...

0

GazeteTAMAM.com – Nurettin Yedigöl’ü gözaltında en son görenlerden Ümit Efe, kanlar içerisinde katledilen Yedigöl’ün devrimci kimliği nedeniyle bu denli acımasızca işkenceye maruz kaldığını ve kaybedildiğini söyledi.

Cumartesi Anneleri 733. hafta oturumunda kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları 12 Eylül darbesinin ardından 1981’de İstanbul’da bir ev baskınında gözaltına alınan, Gayrettepe’de işkenceyle katledilen ve gözaltına alındığı tanık beyanlarına rağmen reddedilen Nurettin Yedigöl’ün akıbetini sormak üzere bir araya geldi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yoğun polis ablukası altında bir araya gelen kayıp yakınları, gözaltında kaybedilen kadınların ve yakınlarının fotoğrafları ile birlikte kayıpları temsilen birer kırmızı karanfil de taşıdı.

‘ANNEM KİMSEYE HAKKINI HELAL ETMİYOR’

Nurettin Yedigöl’ün kardeşi Muzaffer Yedigöl, 99 yaşındaki annesi Zeycan Yedigöl’ün “Biz çok seslendik, çok üzüldük ama bir çare bulamadık. Çarelerimizi tedavi ettiremedik” şeklindeki mesajını aktardı. Annesinin hakkını cumhurbaşkanına helal etmediğini dile getiren Yedigöl, “Abim kaybolduğundan beri onun adını sayıklıyor. Sürekli ‘Nurettin ne zaman gelecek?’ diye sesleniyor.” diyerek şöyle devam etti:

“Annem başta cumhurbaşkanı olmak üzere kimseye hakkını helal etmiyor. Diyor ki; öbür dünyaya inanıyorlarsa eğer öbür dünyada Nurettin’in hesabı sorulsun.”

‘NURETTİN DEVRİMCİ OLDUĞU İÇİN ACIMASIZCA KATLEDİLDİ’

38 yıl önce Nurettin Yedigöl gözaltındayken onu en son gören kişilerden olan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul temsilcisi Ümit Efe tanıklığını anlattı. Nurettin’in Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nde gözleri ve elleri bağlı bir şekilde işkence gördüğünü aktaran Efe, bu işkencelerin 4 gün sürdüğünü ifade ederek şunları kaydetti:

“Gerçeklerin üstü örtülemez. 38 yıl boyunca Nurettin’in Gayrettepe’de işkenceyle katledildiğini, yok edildiğini, kaybedildiğini söyledik. Savcılıklara, mahkeme başkanlıklarına, tüm hukuki mercilere gerekli başvurularda bulunuldu. Fakat suç duyurularıyla ilgili sürekli takipsizlikler çıkarıldı ve dava bir türlü ilerlemedi. Kaybedilme vakası, bu ülkede hakikat ve adalet arayışımızdan hiçbir zaman vazgeçmediğimiz, bu ülkenin en karanlık acılarından biridir. Nurettin devrimci bir insan olduğu için böyle acımasızca katledildi. O acımasız işkenceler bu ülkede onlarca yüzlerce insana yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Biz de tanıklığımızı her dem anlatmaya, Nurettin ve onlarca kaybedilen insanların akıbetini bulmaya devam edeceğiz.”

‘ASKERİ DARBELERLE BAŞLAYIP SİVİL DARBELERLE YÖNETİLEN BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ’

12 Eylül kayıplarından Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren de söz aldı. Sevdikleri insanları 12 Eylül’ün karanlık zindanlarında işkenceyle kaybettiklerini dile getiren Eren, askeri darbelerle başlayıp sivil darbelerle yönetilen bir ülkede yaşadıklarını kaydetti. 12 Eylül’ün yasakçı zihniyetinin de devam ettiğini aktaran Eren, şöyle devam etti:

“Sevdiklerimizi kaybedenler bizimle yüzleşmedikçe, hesap vermedikçe bu dava kapanmayacak. Çünkü bizim bitmeyen bir yasımız var. Devletin dili unutmaya ve unutturmaya yöneliktir fakat yasaklarla hiçbir şeyi unutturamazsınız. Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’ı önce bize açın, sonra yasakçı zihniyetinizden vazgeçin. Daha sonrasında da sevdiklerimizle ilgili hukuku işleyin, faillerinin bizimle yüzleşmesini sağlayın. Devletin görevi budur. Yasaklarla bizi oyalamayın artık.”

733. haftada basın açıklamasını Cumartesi insanlarından Maside Ocak okudu. Devletin insan haklarının ihlalini amaçlayan hiçbir eyleminin meşru olmadığının altını çizen Ocak, hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmak için devletin gücünü kullanan iktidarların meşruiyetlerini kaybedeceklerini vurguladı. “Yaşadık, biliyoruz; hakkın, hukukun bittiği yerde keyfiliğin ve zulmün egemenliği başlar” diyen Ocak, Nurettin Yedigöl ile ilgil şu bilgileri paylaştı:

“Nurettin Yedigöl, 70’li yıllarda üniversite eğitimi için İstanbul’a geldi. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Öğrenciliği dönemi ve sonrasında sosyalist gençlik hareketinin içinde yer aldı. 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 10 Nisan 1981 tarihinde İstanbul/İdealtepe’de bir eve yapılan baskında gözaltına alındı.

Dönemin ünlü işkence merkezi Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Tayyar Sever yönetimindeki 1.Şube’de Honduras’ta işkence eğitimi alan ‘K Gurubu’ tarafından sorgulandı. İfade vermeyi reddettiği için Mete Altan’ın başında bulunduğu işkence timinin en ağır işkencelerine maruz kaldı. En son şubede sorgulanan diğer arkadaşları tarafından görüldüğünde kanlar içindeydi, konuşamıyordu, bilinci yerinde değildi. O günden sonra Nurettin’i gören olmadı.

Baba İsmail Yedigöl, tüm mercilere başvurarak oğlunu sordu, Kenan Evren’e kadar ulaştı. Ancak tüm başvurularına Nurettin’in hiç gözaltına alınmadığı cevabı verildi. 10 kişi Nurettin’i siyasi şubede gördüklerine dair tanıklık etti. ‘Şahidiz, işkencede öldürüldü’ diye ifade verdiler, ancak savcılık ‘böyle şey olmaz, devlete iftira atmayın’ dedi.

Nurettin Yedigöl’ün gözaltında kaybedilmesi ve faillerin yargılanması ile ilgili yapılan başvurular sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından üç ayrı soruşturma yürütüldü. Ancak soruşturmalarda zaman aşımı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi.

Son olarak anne Zeycan Yedigöl, 15 Şubat 2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. 10 Aralık 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi, evrensel hukuka ve teamüllere aykırı bir biçimde başvuruyu diğer kabul edilebilirlik şartlan yönünden incelemedi ve zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. (Başvuru Numarası: 2013/1566) dava AİHM’e taşındı.

Nurettin Yedigöl, polis tarafından gözaltına alındıktan sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde, devletin himayesi altındayken kaybedildi. Bugüne kadar adli makamlarca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için etkili bir yargı faaliyeti yürütülmedi. Nurettin Yedigöl’ü kaybedenler cezasızlık zırhıyla korundu…

Emre ORMAN

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın