Hükümete çağrı: Leyla Güven’in talebine kulak verin

0

GazeteTAMAM.com – Açlık grevinde olan Leyla Güven’in Eşbaşkanı olduğu DTK’yi ziyaret eden kurum eşbaşkanları, Güven’in sağlığında ciddi risklerin oluştuğunu uyarasında bulunarak, talebi karşısında kulağını tıkatan hükümetin bir an önce karşılık vermesi gerektiğini ifade etti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Mehmet Aslan, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkan Vekili Şahin Tümüklü ve HDP milletvekillerinden oluşan heyet, 61 gündür PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması için açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in eylemi dolayısıyla DTK’yi ziyaret etti. Eş genel başkanlar, ziyaret esnasında açıklamalarda bulundu.
ÖZTÜRK: HERKES EYLEME SAHİP ÇIKMALI
Kendilerine yapılan ziyarette konuşan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, eşbaşkanları Leyla Güven 61 gündür açlık grevi eyleminde olduğunu hatırlatarak, “Tüm tutuklu arkadaşlarımız Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı eylemdeler. Bu tecritle birlikte Kürt halkına karşı savaş yürütüyorlar. Türkiye halkları üzerinde de bunu uygulamak istiyorlar. Tecrit sadece İmralı üzerinde değil, Kürt halkı üzerinde ve Türkiye halkları üzerinde uygulanıyor. Yaşanan bütün krizler Sayın Öcalan üzerindeki tecritten kaynaklanıyor. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmadıkça sürecektir. Türkiye halkları, vicdan sahibi herkes bu eyleme sahip çıkmalıdır” dedi.
KOÇYİĞİT: MÜCADELEMİZİN SESİDİR
Ziyarette konuşan HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit de, Güven’in 61 günlük açlık grevi ciddi bir risk barındırdığını ifade ederek, Güven’in talebi karşılanması için çok hızlı bir şekilde adım atılması gerektiğini söyledi. “Biz buradaki hükümetin, devletin, üç maymunu oynayan pozisyonu sadece açlık grevine dönük değil, genel tutumun parçasıdır” diyen Koçyiğit, konuşmasına şöyle devam etti: “Sayın Leyla Güven, derin tecride karşı bedenini açlığa yatırdı. Devletin kendi hukukuna sahip çıkması çağrısıdır. Bu durumun kendisi utanç verici bir durumdur. Yasaları çiğneyenlerin ülkeyi getirdikleri durumdur. Tecrit, ülkedeki hukukun askıda olduğunun açık halidir. Anayasayı ihlal ediyorlar. Yapmaları gerekenleri yapmıyorlar. Aslında devlet dediğimiz yapıyı da ihlal ediyorlar. Sayın Güven ve diğer tutukluların eylemi ülkeyi normalleşmeye dönüktür ve bu çerçevede Kürt sorunun çözümü şansa dönüştürmek gerekiyor. Kürt halkı olarak açlık grevini sahiplenmek, öz kimliğimizi sahiplenmek anlamına geliyor. O ses sadece Leyla Güven’in değil bizim de mücadelemizin sessidir. Tecridi bununla yıkabileceğimizi düşünüyorum.”
BULDAN: CİDDİ SAĞLIK PROBLEMLERİ BAŞLAMIŞ
Koçyiğit’in ardından konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da bugün yaptıkları ittifak açıklamasının hemen ardından DTK’yi ziyaret etmenin önemli olduğunu belirterek, “Leyla Güven 61 gündür açlık grevinde. Ciddi sağlık problemlerinin başladığı, avukat görüşünü yapamadığı aşamaya geldi. Açlık grevini yürütürken annesini kaybetti. Annesini kaybederken, en doğal hakkı cenazeye katılması engellendi. Ring aracı ile gidemedi. Devletin bütün imkanları olmasına rağmen, ambulans uçak imkanı olmasına rağmen imkan sunulmadı. Bu reva görüldü. Sevgili Leyla sağlık koşullarından dolayı bunu yapamadı. Hepimizin düşünmesi gereken bir durumdur. Kabul edilebilir bir durum değildir. Böylesi bir hukuksuzluk karşısında AKP hükümetinin bu tavrını kabul etmiyoruz. Sevgili Leyla Güven bedenini kendi koşulları için açlığa yatırmadı. Ancak bütün bunlar karşısında görmezliğin olduğunu biliyoruz. Sayın Öcalan’a uygulanan bir tecrit değil, Türkiye halklarına uygulanıyor. Sayın Öcalan 5 Nisan’dan (2015) sonra hiç kimseyle görüştürülmedi. Tecridin başladığı günden itibaren Türkiye’de her şey ayaklar altına alındı. Türkiye’nin en önemli sorunu Kürt sorunu askıya alındı. Bir an önce Leyla Güven’in sesine kulak verilmesi, talebinin dikkate alınması, Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebini bir kez daha paylaşmak istiyoruz” dedi.
ASLAN: OLUMSUZ BİR DURUM SİYASETİ BİTİRECEKTİR
Öcalan üzerinde geliştirilen tecride dikkat çeken DBP Eş Genel Başkanı Mehmet Aslan, “Türkiye’deki Türkiye’de bugün demokrasi askıya alındıysa bu 5 Nisan 2015’te Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’a tecritle başlamıştır. Toplum kutuplaşmaya başladı. Tecridin bir an önce kaldırılması ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin önü açılmalıdır. Türkiye’nin adeta yasalarını ve kanunlarını ortadan kaldırıyor. Tecrit sadece Kürtlerin bir sorunu değildir, Türkiye’nin geleceği karartılıyor. Bir an önce bu eylemin gerekleri yerine getirilmelidir. Aksi takdirde cezaevlerinde yaşanacak olumsuz bir durum, Türkiye’de problemli olan siyaset alanını da ortadan kaldıracaktır. Leyla arkadaşımızın sesini dünyaya duyurmak için demokratik mücadelemizi yükseltmeliyiz” dedi.
TEMELLİ: AİHM’İ SORUMLULUĞA DAVET EDİYORUZ
Tecrittin 20 yıldır sürdüğünü ifade eden HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ise şunları söyledi: “İmralı 5 Nisan’dan bugüne ağırlaştırılmış koşullar altındadır. Bu 20 yıla baktığımızda Türkiye’deki bütün siyasi iradeler çözümsüzlük üzerine kendilerini var etmişler. İmralı’ya gitmenin gerekçesi yok, olamaz. Devlet hukuk ile değil, talimatla yönetiliyor. Devlet suç işliyorsa, orada hukuk devletinden söz edemezsiniz. Bugün gerçekten Türkiye eğer geleceğini inşa edecekse, bir an önce bu zihniyetten kurtulmak zorundadır. Leyla Güven bu suça işaret ediyor. Hak mücadelesi veriyor. Tecridin sonlandırılması hak mücadelesidir. Bu gerçekleşmezse tüm haklarımız tecritte olduğu gibi gasp edilecektir. Özellikle Sayın Öcalan konusunda hukukun önünü tıkayan AİHM’e çağrı yapmak istiyoruz.” Temelli, “bu konuda inisiyatif alın” diyerek tüm uluslararası hukuk kurumlarını sorumluluğa çağırdı.
TÜMÜKLÜ: AÇLIK GREVİ ÜLKE DEMOKRASİNİN İNŞASIDIR
ESP Genel Başkan Vekili Şahin Tümüklü de ziyarette konuşarak şunları ifade etti: “Aslında Leyla Güven yoldaşın açlık grevi son noktadır. İnsanlar bedenlerini açlığa yatırdığında artık çözüm kalmamıştır. Leyla Güven’in açlık grevi bütün ülkeyi tecrit altına alan rejim karşısında bir duruş, bir haykırıştır. Bu ülkede özgürlük isteyenlerin, eşitlik isteyenlerin sesidir. Bizler ve bütün halkımız bu sese ortak olmalı. Faşizmi yenelim ve demokrasiyi yeniden inşa edelim. Açlık grevinin başarıya ulaşması için, ülkenin demokrasisinin inşası anlamına geliyor. Leyla Güven’in eylemi onurumuzdur. Halkımızı bunu sahiplenmeye çağırıyoruz.”

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın