Vücudunda 898 Yara İzi Bulunan Ayten Öztürk Duruşmaya Getirilmedi!

0

Lübnan’da gözaltına alınıp Türkiye’ye iade edilen Ayten Öztürk’ten 6 ay haber alınamamış,işkence görmüş, işkenceden kaynaklı vücudunda bulunan 898 iz ile tutuklanmıştı.

Yargılandığı davada bugün duruşması görülen Öztürk, “güvenlik gerekçesi” denilerek getirilmedi

Ayten Öztürk 8 Mart tarihinde Lübnan Havalimanında gözaltına alınıp 13 Mart tarihinde Türkiye’ye iade edilmiş, iadenin ardından Ayten Öztürk’ten 6 ay haber alınamamıştı. Tutuklanmasının ardından Halkın Hukuk Bürosu tarafından yapılan açıklamada Ayten Öztürk’ün 13 Mart-28 Ağustos arasında Kontrgerilla’nın elinde tutulduğunu,işbirliğini reddettiği için aylarca işkence gördüğünü ve müvekkillerinin 28 Ağustos günü akşam saatlerinde bulunduğu yerden alınıp bir buçuk saat yolculuk sonunda araziye bırakıldığını ve Ankara siyasi polisi’nin Ayten Öztürk’ü kontrgerilladan bu araziden teslim aldığını Ayten Öztürk’ün işkence beyanlarının savcılıkta ya da sorgu aşamasında savcı ve hakim tarafından dinlenilmediği,avukatlarının beyanlarının da tutanağa geçirilmediği dile getirilmişti.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin yakından takip ettiği davanın ilk duruşması , heyet tarafından verilen 3 avukat sınırlaması ile, Ankara Adliyesi 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün gerçekleşti.


Davaya Av. Murat Yılmaz ile başlandı;

“Ankara ile müvekkilimin hiçbir iilgisi olmamasına rağmen müvekkilimin duruşması burada görülüyor. Bunun yanlışlığını öncelikle belirtelim. Dosya aslında İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait ancak ani bir kararla Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi ve bu kabul edilemez.”

“8 Mart tarihinde Lübnan Havalimanı’ndan gözaltına alınan Öztürk, 13 Mart tarihinde gözleri bağlı bir şekilde birileri tarafından teslim alınmış. Habersiz. Biz elbette MİT tarafından teslim alındığını biliyoruz. 28 Ağustos’a kadar falaka,çıplak bırakma gibi türlü işkence yapıldı. “ diyen Yılmaz , işkenceyi yapanların kimliklerinin hala tespit edilmediğini ve Ayten Öztürk’ün vücudundaki 898 işkence izini gösterecek muhatap bulamadıklarını, yargı makamlarının işkence izlerini görmek istemediğini “müvekkilimizi götürdüğümüz İstanbul cumhuriyet başsavcısı Ayten Öztürk’ün yararlarına bakmadı, ‘bu benim işim değil’ dedi.  Sulh Ceza savcısına götürdük ‘Bu benim işim değil’ dedi., müvekkilimize dahi bakmadı. İşkence izlerine bakmak istemeyenler müvekkilimizi tüm izlere rağmen asılsız iddialarla tutukladı.”  diyerek dile getirdi.


Av. Betül Kozağaçlı ;

“Suçun sanığı müvekkilimiz değildir. Bunun anlatılması gerek. Yaşadığı şeyleri Ayten Öztürk’ten dinlemeniz gerek. Bizim aklımızla kimse dalga geçmesin biz biliyoruz ki bu dosya gizlenmeye yöneliktir. Bu yüzden müvekkilimiz getirilmemektedir. Müvekkilimizin savunma yapması engellenmektedir. Ortada örgüt üye-yöneticiliğine dair bir delil yoktur. Delil olan müvekkilimizin vücudundaki 898 yara izidir. Bazı gazeteler 868 diyor. Hayır ben gördüm. Biz tanık olduk. 898 işkence izini gördük. Siyasi Şube’de gördü bu izleri. Müvekkilime dair oluşturulan bu yakalama tutanağı sahtedir. Üzerinde Türk parası dahi olmayan müvekkilim bir kişinin ‘Yapracık a giden otobüste gördük’ ihbarı üzerine  tarlada bulduğunu söyleyen Siyasi Şube polisleri kimlik tespitinde bile zorlanırken ; listede ya da herhangi bir yerde fotoğrafı bulunmamasına rağmen ihbar eden kişinin hangi bilgiye dayanarak ihbarı gerçekleştirdiği,nasıl tanıdığı sorgulanmamıştır. Bu ihbarı yapan kişi 898 yara üzerinden kaç para almıştır ve kiminle paylaşmıştır? Soruyoruz: Ayten Öztürk Türkiye’ye nasıl getirilmiştir o arsaya nasıl getirilmiştir? Örgütün bu kadar önemli , yöneticiliğini yapan, üst düzey mensubu olduğunu söyleniyor ancak bu kadar önemli birinin Türkiye’ye girişinin nasıl olduğu araştırılmıyor! Belki yanında başka bir örgüt üyesi vardı,belki eylem planı içerisindeydi. Türkiye’ye nasıl giriş yaptığı ile ilgili bir araştırma neden yapılmadı? Üzerinde başkasına ait bir pasaportun çıktığı yazıyor ama bu pasaport kullanılmamış. Türkiye’ye bu pasaportla giriş sağlanmamış. Nasıl giriş yaptığının neden peşine düşülmedi? “

“Müvekkilimin örgüt talimatı ile açlık grevi yaptığı söylenmiş. Ben Ayten Öztürk’ü gördüm. Ben gördüm. Dokunmaya bile korktum. 42 kiloya düşmüş. Konuşmakta,yutkunmakta zorlanıyordu. Neden biliyor musunuz? 6 ay boyunca işkenceye maruz kalıp 6 ay boyunca kimseyle konuşmadığı için.

 “İddianamede ; ‘her ne kadar yasal hak görülse de sol terör örgütü mensuplarının kolluk kuvvetlerine ifade vermeyi reddettiği ve Ayten Öztürk’ün de bu tavrı sergilemesinden dolayı…’ ifadeleri yer almaktadır. Biz bu hakları vatandaşlara göre ayıracak mıyız? Madem yasal hak olduğu ortada. Neye kime göre bu yasaları belirliyoruz?”

Betül Kozağaçlı müvekkilinin bugün duruşmada olması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şu şekilde tamamladı;

“Müvekkilime ‘sen neden adalete sığınmadın’ demişti bir hakim. Ayten’i tutuklayan hakimler ve savcılar Ayten’in işkence izlerini görmezden geldi. Bu ülkede hiçbirimiz güvenli değiliz, bunu bir kez daha anladık. Müvekkilimin gelip o akşam kimler tarafından kaçırıldığını ve nasıl teslim edildiğini size anlatması gerekiyor. Ama bu konuyu kapatma peşindeler.

‘Çok ciddi işkence merkezleri var bu ülkede. Bu işkence merkezlerini yabancı ülkelerden gelenlerden de dinliyoruz,yargı mensubu olmuş olanlardan da. Bu ülkedeki herkes tehlike altındadır. O işkence merkezleri var olduğu ve peşine düşülmediği sürece tehlike altındayız.

Beraat istediğimiz için dosya birleştirme talebi ne kadar doğru olur bilemiyorum ancak müvekkilimin Ankara ile bir ilgisi yok bir yargılama olacaksa bu İstanbul’da olmalı.

Bizim bütün bunlar için suç duyurusu taleplerimiz olacak ama ciddiye alınmayacak örtbas etme durumu var evet. Biz adalet istiyoruz ama adalet bulamıyoruz’


Avukat Ayşegül Çağatay ise müvekkilinin avukat görüşünün kısıtlandığını söyleyerek görüşler esnasında odada kamera bulundurulması taleplerinin kabul edilmediğini aktardı. Kısıtlama kararlarının gerekçelerinin mantık dışı olduğunu şu sözlerle belirtti;

“Siyasilerin bulunduğu hapishanelerde halihazırda devam eden kapı dövme,slogan atma gibi hak arama eylemleri gerekçe gösterilerek kısıtlamalara maruz bırakılan müvekkilimin sağlık durumundan dolayı söz konusu hak arama eylemlerine katılamamasına rağmen müvekkilime yönelik gerçekleştirilen bu kısıtlamalar sürüyor. Önümüze sunulan başka bir gerekçe ise ‘kimin geldiğini müvekkiller hapishane idaresinden önce haber alıyor’ şeklinde. Bu mantığa aykırı bir gerekçedir;herhangi bir müvekkilin farklı bir hapishaneye sevki halinde bile sadece jandarmaların haberi oluyorken ve biz sevk edilene kadar haber alamayıp ailesine sevk edildiğinden sonra haber verebiliyorken müvekkiller tutuklu halde gelecek olan kişilerden idare söylemediği halde nasıl haberdar olabilir?


Mahkeme heyeti beyanları dinlemesinin ardından Ayten Öztürk hakkında tutuk halinin devamı ve dosyaların birleştirilip İstanbul’a gönderilmesi ve bir sonraki duruşmanın İstanbul’da gerçekleşmesi yönünde karar verdi.

Tutuk halinin devamının gerekçesi: Delil yetersizliği ve sanık savunması alınmaması.

Av. Murat Yılmaz’ın gerekçeye yönelik : “müvekkilimiz örgütü kurma yönetme suçlamaları ile yakalanmıştır ancak bu suçlara yönelik delil iddianamede mevcut değildir.  Devlet suç işlemektedir. Ek olarak; savunmasını verememiş olması buraya getirilmemesinden kaynaklıdır.” sözleriyle duruşma sonlanmıştır.


Bir sonraki duruşmanın tarihi belli olmamakla birlikte duruşmanın İstanbul’da görüleceği biliniyor.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın